Siyonist Milyarderlere karşı “Aşırı Sağ”ın Milyarderleri..

 

Siyonist Milyarderlere karşı “Aşırı Sağ”ın Milyarderleri..

Kim ne derse desin Siyonistlerin dünya hakimiyetini ellerine geçirmek için tüm vasatları, araçları kendi lehlerine kullanma kabiliyetleri üst düzeyde.

“Bunu başka bir millet ya da başka bir toplum da yapamaz mı?” sorusunu duyar gibiyim; tabi ki yapar, hem de alasını. Fakat mesele şu ki Siyonizm’in dışında hiçbir toplum kişisel, toplumsal ve uluslararası ahlak kurallarını hiçe saymak istemez. Bu nedenle Siyonistler dışında dünya hakimiyeti için tüm vasıtaları kullanma kabiliyetine sahip değiller ya da böyle bir çizgide bulunmak istemezler.

Zaten Siyonizm’in felsefesi ahlaksızlık ve sapkınlık üzerine inşa edilmiştir. Bu ahlaksızlık ve sapkınlık sadece uluslararası normları hiçe saymakla sınırlı değildir; kişisel  sapkınlıkların, ensest ilişkilerin normal görülmesi ve de  amaca ulaşmak için her kişiyi-çoluğu ve çocuğu, yaşlıyı hastayı- öldürmenin mubah sayıldığı sınırsız bir sapkınlıktan bahsediyorum.

Şimdilik Siyonistlerin sapkınlıklarının örneğini sadece Gazze’de şehit edilenler üzerinden değerlendiriyoruz fakat gerek Siyon Protokolleri’ne gerekse Muharref Tevrat’ın saklı bölümlerine bakarsanız başka bir çok sapkınlıklarla karşılaşırsınız.

1492 senesinde, İspanya baş hahamı (Chemor), merkezi İstanbul’da bulunan Yahudi Parlamentosu’na (Grand Sanhedrin) İspanyol kanunundan dolayı kendisinin kovulmak üzere olduğunu yazar ve ne tavsiye edeceklerine dair bir mektup yazar. Şöyle bir cevap alır:

“Musa’nın yolundaki aziz kardeşim, katlanmak zorunda kaldığın talihsizlikleri ve endişelerini aktardığın mektubu aldık. Bu duyduklarımızın acısı içimize işledi. Büyük Baba ve Hahamın tavsiyeleri şunlar:

1-İspanya Kralının seni Hıristiyan olmaya mecbur ettiğini yazdığına gelince, onun istediğini yap, aksi taktirde daha sonra istesen de yapamazsın.

2-Mallarını yağma etme emrine gelince: evlatlarını tüccar yap, onlar da küçük küçük, Hıristiyanların mallarını yağmalasın.

3-Canına kastetmek istediklerine gelince, evlatlarını doktor ve eczacı yap, onlar da Hristiyanların canlarını alsınlar.

 4-Sinagoglarını tahrip etmek istemelerine gelince; evlatlarını rahip ve kilise üyeleri yap, onlar da Hıristiyanların kiliselerini tahrip etsinler.

 5-Şikayet ettiğin birçok sıkıntı verici olaylara gelince, evlatlarını avukat ve hukuk adamları olarak yetiştir ve onların devlet işlerini karıştırdıklarını ve Hıristiyanları senin boyunduruğun altına sokarak, dünyaya hakim olmanı ve onlardan intikam almanı sağlamalarını izle.

 6-Sana verdiğimiz bu tavsiyelerden sapma, çünkü bunları yaparak, senin ne kadar utanç verici durumlara düştüklerini göreceksin ve gerçek güce ulaşacaksın”

Bu mektupta  “evlatlarını tüccar yap, onlar da küçük küçük, Hıristiyanların mallarını yağmalasın.” Sadece Siyonist tarihinde değil Yahudi tarihinin tamamında Yahudilerin yol ve stratejisi olmuştur.

Bu nedenle sıkı çalışmaları ve bol kazançları, onlar için refah içinde yaşamaya değil kendileri dışında -Tanrı’nın çocuğu olmayan herkes-varlık gösteren tüm insanları yokluklara, itaate ve hizmetkârlığa mahkum etmenin bir aracı olmuştur.

İbn-i Haldun Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan ve Milliyet Gazetesi yazarlarından olan Hakkı Öcal’ın bir köşesinde yazdığı gibi “ ABD’yi ve Avrupa’yı, bankaları, sanayileri ve siyasetçileri ile esir alan Siyonizm…”

Yine;Hakkı Hoca’nın başka bir köşesinde İsrailli bir profesör olan  Yigael Yadin’den bahsederken onun Filistin köylerini yağmalayan bir Yahudi milis gurubunun başı olarak sarf ettiği “Sizi uyarıyorum; derhal bu köyü terk edin, aranızdaki koleraları temizlerken, sizi, karınızı, çocuğunuzu da öldürebiliriz. Bakın uyarıldınız; gidin! Günah bizden gitti” sözlerine atıfta bulunmuştu. İşte Hakkı Hoca’nın alıntı yaptığı bu cümleler, yukarıda anlattığım sapkınlığın ve ahlaksızlığın (ahlak sadece edep kurallarıyla sınırlı değildir) en bariz örneğini içermekteydi. Böylesine pervasız ve insanlık dışı düşüncelerini rahatlıkla faaliyete geçirmelerinde dünyanın her köşesinde ve her açık alanında yürüttükleri lobicilik faaliyetlerinin verdiği özgüven vardı.. “Vardı” diyorum, çünkü..

Günümüze kadar birkaç yüzyıldır zengin Siyonistlerin lobi faaliyetleri, dünyanın gidişatını onların lehine çevirmede oldukça etkiliydi. Zira dünyanın milyarderleri ya Siyonistlerdi ya da Siyonizm’in uşağı olmayı kabul eden mankurt kesimdi. Fakat durum bu günlerde biraz değişti gibi. Nasıl mı?

Şöyle:

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana mağdur edebiyatı ile zenginliklerini birleştirerek dünyayı sinsice etki altına alan Siyonist milyarderlerin karşısına, onları İkinci Dünya Savaşı’nda toplama kamplarında çürümeye terk eden “aşırı sağ”ın milyarderleri çıktı ve Siyonist milyarderlere meydan okumaya başladılar.

Dünya hakimiyeti için gerekli araç ve gereçleri kullanma sırasının kendilerine geldiğine inanan ve bu özgüvenle hareket eden bu milyarderler ahlaksız Siyonistlerin korkulu rüyası olmaya başladılar.

Mesela Fransa'da milyarderler Vincent Bolloré ve Pierre-Édouard Stérin, Marine Le Pen'e ve aşırı sağ projelere milyonlarca dolar bağışladı.

Almanya’da ise aşırı sağ AfD (Almanya için Alternatif ) ise her geçen gün popülaritesini arttırarak bağışlardan önemli ölçüde pay almayabaşladı.

Bu Aman aşırı sağına dudakları uçurtacak miktarda para aktaran milyarderlerden biri de Elon Musk oldu.

Musk sadece Almanya’daki bu aşırı sağa bağışta bulunmadı; İtalya'da Giorgia Meloni'ye ve İngiltere'de Nigel Farage'a da yüklü miktarda bağışlarda bulundu.

Rusya’da Rus oligarkların gittikçe artan sağcılık anlayışını da yabana atmamak lazım. Putin’e verdikleri destekle nüfuzlarını arttıran oligarkların faşizme kadar kayan zihinsel değişimleri, onları sosyalizmin “hoşgörüsü”nden çoktan uzaklaştırmış ve kendileri dışında herkesi hizmetkar olarak gören Siyonistlere de tahammül edemez noktasına sürüklemiştir.

Velhasıl dünyada gittikçe artan aşırı sağ ve bu aşırı sağın anti-Siyonizm tutumları Siyonist milyarderlerden çok daha etkili olmaya başlayan faşist milyarderleler, çok daha etkili ve tepkili biçimde varlıklarını hissettirmeye başladılar. Bu “hissettirme” onların ideolojilerinde de dengesizlik “yaratmış durumda”

Son tahlilde yazıma analizlerine çok değer verdiğim Hakkı Öcal’ın temennisiyle son vereyim:

“…Görünen o ki, İsrail, Siyonizm’i bile aşan ırkçı gidişini Filistin’i ve bu topraklarda Birleşmiş Milletler’in oy birliği ile kabul ettiği paylaştırma planının diğer tarafı olan Filistinlileri tamamen yok etmeden durmayacak; bunu asla kabul etmeyecek olan dünya halkları ve (kanları biraz geç kaynasa da) Filistinlilerin Arap kardeşleri ile din kardeşleri de İsrail’e engel olacaklar. ..”

Yorumlar