2026 Yılı Dünya Savaşı yılı olur mu?

 

Ne kadar çok silah üretilir ve satılırsa o silahların kullanılma ihtimalini o kadar yükseltir.

2026 Yılı Dünya Savaşı yılı olur mu?

Bu günlerde yatıp kalkıp Amerika’nın İran’ı vuracağı, eğer vurursa savaşın bölgeye yayılmasının ihtimallerini konuşuyor ve analizlerde bulunuyoruz.

Aslında bu yılın ilk ayında yaşanan ve görülen hırslar geçtiğimiz yılı aratacak bir takım gelişmelerin habercisi sayılabilir.

Her ne kadar bazı analistlere göre bu yıl “polikriz” denilen birden fazla krizlerin aynı anda yaşanıp büyük bir kaotik dönem olacağını ön görseler de politik atraksiyonlar ve silahlanmalar bu yılın sadece “polikriz”le sınırlı kalmayacağı ihtimalini düşündürüyor.

Mesela;Rusya'nın Ukrayna'daki ilerleyişi, durdurulamayışı  ve NATO sınırındaki hibrit tehditleri,Amerika’nın Netanyahu’nun telkiniyle eninde sonunda bir şekilde İran’a saldırma olasılığı, Çin’in Tayvan üzerinde gittikçe artan baskısı ve bu durumun Amerikalıları hareketlendirmesi, uzmanların "jeo-ekonomik parçalanma” dedikleri Amerika-Çin arasında yaşanan ekonomik ve teknolojik rekabet, Amerika’nın  Kanada ve Grönland üzerinden Avrupa’yı her açıdan aşağılaması, İsrail’in Epstein belgelerini şantaj aracı olarak kullanıp Trump ve birkaç devleti kendi teo-sapkın mücadelesine alet etmesi (Bu belgelerden 1 Milyon’a yakını Amerika yargı makamlarından önce Netanyahu’nun elinde olduğunu yazmıştım daha önce) gibi gelişmeler, NATO’yu devreye sokacak olan bir kıvılcımla (mesela Belarus-Polonya sınırındaki bir sürtüşmeye NATO’nun dahil olması gibi) domino etkisi yapıp genel bir savaşın başlangıcını yaşatabilir.

Yani büyük ölçekli bir savaş henüz uzak olsa da her an  olmayacak diye de bir şey yok.Bu tahmin ve endişe benim bir kuruntum değil.

Mesela;BBC'nin uluslararası ilişkiler editörü John Simpson, "Dünya çapında kırktan fazla savaşı takip ettim, Soğuk Savaş'ın yükselişini ve ardından yok oluşunu gördüm. Ama 2025 kadar endişe verici bir yıl hiç görmedim” diye endişelerini açık açık dile getiriyor.   Heralde;2025 yılı için çok endişelenen Simpson, 2026 yılının daha ilk haftalarında yaşananların 2025 yılından daha sakin olacağını düşünmüyordur.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi de silahlı çatışmaların sayısının tüm zamanların en yüksek seviyesinde olduğunu söyleyip, ülkeler arasındaki "saldırmazlık normlarının çöküşüne" işaret etmiş ve 2025 yılında dokuz başkentin hava saldırılarına hedef olduğunu belirtmiş; Beyrut, Şam, Doha, Kabil, Kiev, Moskova, Sanaa, Tahran ve Tel Aviv gibi..Tabi ben buna Maduro'nun kaçırılması sırasında ABD'nin saldırdığı Caracas’ı da ekliyorum.

2025 yılının silah satış oranının en yüksek seviyede olduğu yıl olduğunu,( ki  Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne göre 2024 sonu ve 2025 başı itibarıyla dünyanın en büyük 100 savunma şirketinin toplam geliri 679 milyar dolar ile tüm zamanların rekorunu kırmış, küresel askeri harcamalar ise 2025 raporlarına göre 2,7 trilyon doları aşarak üst üste artışlar yaşanmış) Avrupa’nın aniden silah sanayisine milli gelirlerine göre olağanüstü bütçe ayırması, Silah pazarının, Afrika da dahil olmak üzere tüm bölgelerde patlama yaşaması gibi gelişmelere bakacak olursak 2026’yılının öyle sakin bir şekilde geçmeyeceğini, büyük savaşa (başlamasa da) gebe olup tüm koşullarının oluşacağı yıl olacağını tahmin edebiliriz.

Her ferde her devlete ve devlet başkanına korku salan bu durumu göz önünde bulunduran Macron da “özgür kalmak için her zaman korku içinde yaşamak gerekir ve korku içinde yaşamak güçlü olmayı gerektirir. Bu acımasız dünyada güçlü olmak için daha hızlı ve daha güçlü hareket etmeliyiz” sözlerini sarf etmişti.

Macron korkusunda haklı. Zira ne kadar çok silah üretilir ve satılırsa o silahların kullanılma ihtimalini o kadar yükseltir.

Yani savaş geliyor..

Ukrayna- Rusya savaşı şimdiden NATO sınırlarında NATO’yu öyle ya da böyle işkillendirmiş ve hareketlendirmiş durumunda. Bu savaş 1988'de yıllarca savaşıp yorgunluktan dolayı dinlenmeye çekilen İran-Irak savaşları gibi sonuçlanmayacağı kesin.

Almanya veya iki Avrupa nükleer gücü olan İngiltere ve Fransa tarafından Ukrayna topraklarına Avrupa güçlerinin konuşlandırılması benim“savaş yaklaşıyor” ön gürümün gerçekleşmesine katkı sağlıyor adeta.

Fransız siyasetçinin dediği gibi : Birilerinin aptalca bir şey yapmasından ve bu savaşın büyük bir savaşa dönüşmesinden endişeleniyorum. Bu savaş [Rusya ve Ukrayna arasında] ne kadar uzun sürerse, işlerin kontrolden çıkma riski o kadar artar.

NATO’yu tabuta koyup üstüne toprak atmaya çalışan Tump’ın bu girişimi de “Rusya'nın NATO güçleriyle doğrudan çatışmaya girmeyeceği “ varsayımını çöpe atacaktır ve Rusya bölünmüş ve zayıflamış bir NATO’yu daha fazla yıpratmak için en azından test için bir şeyler yapabilir. Kendini savunma kabiliyetlerini Amerika’nın akıl oyunlarıyla kaybeden Avrupa’nın 2. Dünya savaşı öncesi durumuna dönmesine Putin’in izin vereceğini veya bunun oluşması için Avrupa’nın ihtiyacı olan zamanı kazandırma niyetinde olduğunu hiç sanmıyorum.

Tabi bu muhtemel bir dünya savaşının perde betonlarından sadece biri. Diğer bir perde beton da Çin ve Tayvan meselesi; Amerika’nın Grönland’ı alamsı halinde Çin’in de Tayvan’ı alacak olması veya alama girişiminde bulunması. Bu iki gücü(Amerika ve Çin) sıcak bir alanda karşı karşıya getirirse 2025 yılını mum gibi ararız.

Pentagon, Kongre'ye sunduğu son raporda Pekin'in Amerika'nın savunma altyapısının önemli bir bölümünü yok etme kapasitesine sahip olduğunu iddia ediyor. Tabi bunun ne kadar doğru olduğunu bilmiyoruz. Belki de Amerika’nın savunma ve saldırı  bitçesini arttırmak için kamuoyuna sunulmuş bir argümandır ama doğruysa yakında bu bölgede Amerika’yla Çin’in sıcak nefeslerini hissedebiliriz.

 

Yorumlar