Üç harfli İngiliz piyonları: SAS
Üç harfli İngiliz piyonları: SAS
Emperyalist devletler “modern sömürgecilik dönemi”nde bile
karakter(sizşilk)lerinden ödün vermediler. Her dönemde içlerinde bir yerde
yatan sömürgeciliği günün/zamanın koşullarına uyarlamayı hep başardılar.
Birinci Dünya Savaşı’nda sözde sömürgecilik yapmayacaklarını
Amerika’ya taahhüt eden İngilizlerin Mandater sistemi getirmeleri bunun ilk
örneğiydi.
Çok yakın zamanda ise bu tür sömürgecilik faaliyetlerini paralı
askerlerle sürdürerek sözüm ona doğabilecek insan hakları ihlallerinden
sıyrılmayı planlamışlardı.
Tabi zaman hiçbir şeyin gizli kalmadığı zaman... Gizlilik bu
dönemde uzun süre sürdürülebilir değildir.
Nitekim İngilizlerin paraları askerleri olan ve kısaca SAS olarak adlandırılan bu vahşi topluluğun
Afganistan’da yaptıkları da bir bir ortaya çıktı.
Açılımı “İngiliz Özel Hava Servisi” olan bu vahşi topluluk,
BBC’nin yaptığı araştırmaya göre Afganistan’da 6 aylık süre içinde 54 kişiyi
yasa dışı şekilde öldürmüştü.
Tabi gizli kalmasını umdukları bu vahşeti kabullenecek
değillerdi. Nitekim İngiltere Savunma Bakanlığı İngiliz askerlerin
Afganistan'da "cesurca ve son derece profesyonel bir şekilde görev
yaptığı" açıklamasını yapmıştı.
SAS denilen bu vahşilerin yaptıkları en iyi şey silahsız
insanlara yapılan ölümcül gece baskınlarıydı. Bunlar yeni oluşumlar değildi.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizler, geleneksel
sömürgecilik sonrası ‘İngilizler için ama İngilizler adına olmayan katliamları’
gerçekleştirmek için kurulan bir çok paralı askeri guruplardan biriydi.
Bu oluşumlar 1946’lardan sonra İngiliz hükümeti lehine bir
dizi operasyonlarda bulunarak İngilizlerin elini rahatlatmayı başarmışlardı.
Örneğin 1950'lerde Malaya Komünistleri İngilizlere karşı
ayaklandıklarında 6.398 komünisti vahşice öldürülmüş, bunların 120’sini de SAS
askerileri, gözlerden uzak bir yere götürüp orada işkencelerle öldürmüştü.
Britanya İmparatorluğu’nu ayakta tutmak için her türlü kirli
operasyonları layıkıyla yerine getiren SAS, Umman'da bir isyanı bastırdığında,
bu isyancıların sözüm ona “SAS askerlerine yaptıkları katliam” halka
profesyonel bir algı çalışması ile anlatılmış ve SAS askerleri adeta kahraman
ilan edilmişti.
Katliamlarını gizleyen ve SAS’ın başında bulunan Peter de la
Billiere'nin "Dağlara çıktığımızda
Arapların nasıl kaçıştıklarını çok iyi gördüm” diyerek kahramanlıklarını
ballandıra ballandıra anlatmıştı.
Kendi yurtlarını savunanlar için “isyancılar” kelimesini
kullanan bu “sinsi emperyalist devlet” SAS’ı kullanarak Filistin , Malaya,
Borneo, Aden, Dhofar ve Kuzey İrlanda'da
vatanseverlerle acımasız savaşmış ve İngiliz Devleti adına değil ama
İngiltere lehine büyük katliamlara imza atmıştı. .
SAS’ın yaptığı eylemlerin gizliliğini profesyonelce koruyan
İngiliz Hükümetleri bu yönde büyük çaba sarf etmişlerdir.
İngiltere’nin “İkinci Dünya Savaşı sonrası geri plana
çekilip yerini ABD’ye bırakması” ancak ders kitaplarında söylenecek sözlerdir.
Gerçekte ise İngiltere ve kök hücreleri dünyanın birçok ülkesini veya halkını
esir almıştır.
Mesela SAS'ın 1980'de İran Büyükelçiliği'ni basmasının
görüntülerinin anlık müdahaleyle tüm dünya devlet televizyonlarında yarıda
kesilmesi bu kök hücreleri açıklar herhalde! Bu baskında 19 silahsız rehineden
18’nin vurulması hatta o vurulanın seksen kez kurşunlanmasını tüm dünya
seyretmek zorunda değildi İngiltere açısından. Nitekim seyredemedi de..
İngiliz ve Amerikalıların kendi suikastçılarını temize
çıkarma konusunda oldukça becerikli olduğunu biliyoruz. Nitekim bu baskından
sonra konuşulan şey vahşice öldürülen silahsız insanlar değil kolu kırılan SAS
askeriydi.
Başka bir örnek:
1990 Körfez Savaşı'nda haftalarca süren bombardımanın
ardından ezici bir saldırı 100.000 Irak askerinin ölümüne neden oldu. Ancak
anlatılan hikâye, kana susamış Iraklılar tarafından zorlu arazide avlandıktan
sonra kaçan yalnız bir SAS askeriydi.
Yapılan her katliamdan bireysel kahramanlık çıkarma
konusunda üstlerine yoktur İngilizlerin.
Günümüzün takım elbiseli kravatlı katilleri artık kendi
ellerini kana bulaştırmaktan iğrenirler. SAS, İngiltere için o nedenle vardır. PYD,
ABD için o nedenle vardır.
Takım elbisesi giyip kravat takanlardan Tony Blair, David
Cameron, Theresa May ve hatta Boris
Johnson, bu özel kuvvetler için fonları art arda artırmışlardır. Afganistan ve
Irak'ta SAS, ABD ile birlikte ölüm mangaları yönetmiştir.
Ama SAS'ın acımasızlığı “Britanya için emperyal savaşları kazandırmaz,
ancak Britanya'nın bir dünya gücü olarak efsanesini destekleyen propaganda ve
vahşeti sağlar.”
İngilizlerin beslediği SAS’ın, Kuzey İrlanda’da aralıklarla
nasıl katliamlar düzenlediğini bilmekte fayda var.
Kuzey İrlanda’da yaptıklarının 10 mislini Afganistan’da
yapmaları gayet normal(!) Nitekim İngiliz SAS askerlerinin Afganistan'da altı ay
içinde 54 kişiyi öldürdüler zaten.
Bu katliamda Afgan askerlerini de kullanmak istediler. Ancak
Afgan askerleri, “suikast” timlerinin bir parçası olmayı reddettikleri için
birliklere eşlik etmedi.
Bu tür katliamları yukarıda belirttiğim gibi sadece
Afganistan’da yapmıyorlar tabi. Afganistan’daki, gizli kalması gereken vahşetin
bir şekilde tesadüfen açığa çıkması sonu öğrenilen bir olay.
SAS Birlikleri her ülkede farklı isimle görevlerini ifa
ederlerdi.
Mesela Aden'de SAS birliklerine verilen isim Keenie Meenie
Services (KMS)’ti.
Keenie Meenie Services (KMS), 1970'lerde “eski” SAS
askerleri tarafından kurulan İngiltere'nin ilk paralı asker şirketlerinden
biriydi. Aden'de isyanlara karşı
kullanılmışlardı.
Sri Lanka'da da askeri
operasyonları yöneterek ve çok sayıda sivilin öldürüldüğü görevlerde bulundular.
Geçmişte Ortadoğu çıkarları için yapmadıkları kalmamıştı
zaten:
1953'te İngiliz ve ABD istihbarat servisleri tarafından
düzenlenen bir darbe, İran başbakanı Musaddık'ı devirip tüm yetkileri Şah'a verdi.
İngiliz SAS kuvvetleri Şah'ın kurduğu Savak gizli polisini de
eğitti.
SAS subayları, İran ordusunun Kürtlere karşı özel
operasyonlarda eğitilmesine yardımcı oldu. Şah rejimi 1979'da devrilene kadar
işkenceye başvurdu.
Daha sonra Güney
Yemen olarak bilinen Aden'de SAS ekipleri, ulusal bir bağımsızlık hareketini
ezmek için beyhude bir çabayla yerel köylere terör uyguladı.
Bu askerlerin de eğitimlerini İngilizler üstelenmişti.
Vahşetin bile eğitimi olmalıydı onlara göre.
Tabi her şey istedikleri gibi gizli kalmayabiliyordu;
nitekim bir Avrupa insan hakları raporu, İngiliz ordusunun tekniklerinin “en
azından yoğun fiziksel ve zihinsel acıya” neden olan “insanlık dışı ve
aşağılayıcı muamele” anlamına geldiğini tespit etmişti.
Özellikle yeni işkence yöntemi zihinsel işkenceydi.
Uluslararası Af Örgütü'nün bir raporunda, “Bir insanın kendi
zihnini kontrol etme yeteneğinin kasıtlı olarak yok edilmesini tiksintiyle
gördüğümüz için, ahlaki suçlar kataloğumuzda düşünce kontrolü ve beyin yıkama
tekniklerine özel bir yer ayırıyoruz. Bir erkeğin zihinsel süreçlerinin
bozulmasına veya bozulmasına neden olma amacı veya etkisi olan herhangi bir
sorgulama prosedürü, daha geleneksel fiziksel işkence teknikleri kadar insan
kişiliğinin doğuştan gelen onuruna ciddi bir saldırı teşkil eder.” Demişti.
Demek ki olağanüstü zihinsel işkence yöntemleri
denenmekteydi kurban üzerinde.
“Castlereagh gözaltı merkezi özellikle ünlüydü. 1991'de bir
Af Örgütü raporu, orada üç kadının gardiyanlar tarafından tecavüze uğradığını
ortaya koydu. 1994 yılında Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı
Muamele veya Cezayı Önleme Komitesi, Castlereagh'da acil iyileştirmeler için
çağrıda bulundu. Temmuz 1995'te BM İnsan Hakları Komitesi, "acil bir
mesele olarak" kapatılmasını tavsiye etti. 1999 yılına kadar kapanmadı.”
Tabi KMS 1990'ların başında kapandı. Diğer şirketler hızla
yerini aldı. Eski SAS askerleri şu anda
Ukrayna'da konuşlanmış durumda.
Yorumlar
Yorum Gönder