Trump’ın Stratejik Başarısızlığı
Trump’ı hicvetmeyi Neyzen Tevfik’ e bıraksaydık muhtemelen “sçtı
Trump bez getir, cıvık sıçtı tez getir” şeklinde bir hiciv cümlesi kurardı.
Trump’ın Stratejik
Başarısızlığı
40 gün savaşı olarak da anımsayacağımız(tabi şimdilik) bu
savaşın bize, ama özellikle askeri teknolojinin alasına ve devasa bütçe
imkanlarına sahip olan Amerika’ya öğrettiği en önemli şey, tüm bunların
bölgesel gerçeklikler ve vatanlarına aidiyet duygusu besleyenler karşısında
nasıl hüsrana uğradığıdır.
Rejim değişikliği ve nükleer programın tamamen durdurulması hedefiyle
çıkılan yolda “Hürmüz”ün derinliklerine saplanıp kalan bu devasa bütçeli devlet
-ve dahi uşağı İsrail –hem stratejik çıkmaza girdi hem de süper güç özelliğini
kaybetti.
Trump’ın üst perdeden ürettiği saçmalıkları onu ancak
savaşın başladığı 28 Şubat öncesi orijinal konumuna geri dürdürmeye yetti.
Savaş öncesi statükoya dönülmesi demek devamlı surette üst
perdeden tehditler savuran ve hedeflerine yönelik çıtayı her geçen gün
yükselten Amerika için tam anlamıyla bir hezimet demek. Eğer bir statüko değişikliğinden
bahsedilecekse, İran’ın Hürmüz’ün kontrolünü tamamıyla ele geçirmiş olmasından
ve Ortadoğu’da süper güç olduğundan bahsedilebilir.
Ve sadece Hürmüz’deki ağırlığını arttırmakla kalmayacak, füze
programına yeni bir ivme kazandırıp daha gelişmiş füzeler üretecek, hatta
savunma sistemlerini yanıltan bir çok yeni teknolojik atılımları kısa sürede gerçekleştirecek,
insansız hava araçlarını modernize edecek ve son noktada nükleer programı
tamamlayacak.
Trump’ı hicvetmeyi Neyzen Tevfik’ e bıraksaydık muhtemelen “sı..tı
Trump bez getir, cıvık sı..tı tez getir” şeklinde bir hiciv cümlesi kurardı.
Trump’a bağlı Pentagon’un “hassas vuruş” deyimiyle övündüğü
o vuruşları 170 kız çocuğunu vurmaktan öte bir işe yaramadı.
Ahtapotun başını İranlı üst düzey generalleri ve liderleri
vurarak koparacağını sanan yapay zeka donanımlı Amerikalı generaller organik ve
canlı bir zekayla karşılaştığında afalladılar ve olmayan planlarının içinde çırpındırlar.
Amerikalıların en çok afalladığı ve Trump’ın da “bunu
beklemiyorduk” diye şaşkınlığını gizleyemediği İran stratejisi Amerikalıların müttefiklerine
saldırma üzerine kuruluydu.
Çünkü:en yakın ticari ilişkiye sahip olduğu Birleşik Arap
Emirlikleri ve hatta İran'ın ABD ile görüşmelerinde arabuluculuk yapan Umman da
dahil olmak üzere tüm Körfez komşularına saldırma stratejisi kapitalizm odaklı
küresel ekonomiyi derinden yaraladı. Trump’ın “beklemediği” de buydu. Biz başlangıçta
bu stratejiyi İran’ın kendini baltalaması olarak görsek de, son tahlilde bu
stratejinin İran’ın savaş karnesine “yıldızlı
pekiyi” olarak yazıldığı muhakkak.
Gelinen noktada küresel finans piyasası alt üst olunca Trump’ın
üstündeki baskı iyiden iyiye arttı v Trump “zafer kazanmış bir hükümdar”
izlenimi vererek savaştan çekilme yollarını aradı.Bu noktada daha önce X mesajlarımda
da belirttiğim gibi devreye Pakistan’ı soktular ve “onurlu çekilme”planı
işlemeye başladı.
Ama aslında tüm dünya İran’ın bu savaşı zaferle
sonuçlandırdığını biliyor. Neticede İran yönetimi için, Amerika ile silahlı bir
çatışmadan sağ çıkmak bile zafer anlamına gelir.
Siyonizm’in İran’ı dünya haritasından tasfiye etme hayali
Trump için büyük bir gerilemenin başlangıcını oluşturacağa benziyor. Trump
Siyonizm’in ve evanjelik sapkınlığın kurbanı olma yolunda hızla ilerliyor.
Şimdiden Trump yönetimindeki Amerika’nın caydırıcılığına ve uluslararası
konumuna acı bir darbe inmiş durumda.
Tabi Amerika’nın bu acı durumu seçim kampanyasını “Müslüman cesetleri”
üzerine kurgulamış olan Netanyahu’nun çok da umurunda olmayacak. Onun şu anda
tek derdi bir şekilde ölümler saçarak seçimi kazanabilmek. O nedene Lübnan’ı
yapılan ateş kes koşullarının dışında bıraktırdı ve kendisine “öldürmek için”
bir alan açtı.
Netanyahu’nun hedefi Trump’a göre biraz daha net aslında. Şimdiye
kadar Trump’ın neyi hedeflediğini net şekilde anlayamadık. Her gün değil gün
aşırı birden fazla çelişkili ve sokak
kabadayısını anımsatan sözleri onun bu savaşta hangi amaca hizmet ettiğini,neye
odaklandığını anlamamızı zorlaştırıyor tabi. Ha; bu onun usta bir
siyasetçi oluşundan kaynaklanmıyor,
tamamen psikolojik rahatsızlığından kaynaklanan bir durum..
Son tahlilîde; “Münih Güvenlik Raporu: Yıkım sürecine girdik” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi Amerika’nın
ve onu yöneten Trump’ın aşırı genişleme isteği tarihte bir çok imparatorluğu
yıkıma uğrattığı gibi Amerika’yı da yıkıma uğratma siki taşıyor. Bu hemen
olacak bir şey değil tabi ki. Mesela Osmanlı’nı yıkılışı 300 yıl sürdü,
Britanya’nın ki 150 yıl sürdü..
Yorumlar
Yorum Gönder