Kayıtlar

Gorbaçov’un alkolle mücadelesi..

  Gorbaçov’un alkolle mücadelesi.. Mihail Sergeyeviç Gorbaçov..Sovyetler Birliği’nin son lideri. Ukrayna kökenli yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve zamanla siyasette hızla yükselmişti.. Kendisi iktidara geldiğinde çok şeyler yapmak istiyordu.   Kendisinin dediği gibi: İyi büyük işler.. Özellikle Sovyet ekonomisini canlandırmak onun belki de tek öncelikli hedefiydi. Yalnız ortada büyük sorun vardı. Ruslar gencinden yaşlısına,erkeğinden kadınına hemen hemen hepsi alkol bağımlısı gibiydiler. Bu toplumsal bir sorundu;dahası ekonomik bir sorun. Gorbaçov’a göre, işçi sınıfının alkol bağımlılığından kaynaklanan “düşük çalışma disiplini”, Batı’nın ekonomik güç olarak Sovyetlerle aralarındaki uçurumu kapatma nedenlerinden bririydi;hatta en önemli nedendi. Ülkede çok ciddi bir alkol tüketimi vardı ve u tüketim her geçen gün artarak devam ediyordu. Örneğin; Devrimden önce ve Stalin döneminde ülkede kişi başına düşen alkol tüketimi yılda beş litreyi geçmiy...

"Dedikodu borsası rekor kırdı"

   "Dedikodu borsası rekor kırdı" Cumhurbaşkanı terörü bitirme sürecinde “hep beraber terörün olmadığı Türkiye'yi inşa edelim istiyoruz"  demiş ve CHP lideri Özgür ÖZEL de "partisinin terörün bitmesine tam destek vereceğini" söyleyerek   olası süreç için adresin TBMM olması gerektiğini vurgulaıştı. Özgür Özel’in bir muhalefet partisi lideri olarak desteğini açıklaması olması gereken bir açıklamaydı, meclisi işaret etmesi de anlaşılabilir bir talepti. Fakat ilginçtir sürecin en önemli aşmasında -terör örgütü kendini fesih ettiğinde- Özgür Özel ve partinin önemli yetkilileri hariç sosyal medyayı mekan tutan neredeyse tüm muhalefet yanlıları sürecin bu aşamasını itibarsızlaştırmak için durmaksızın paylaşımlar yapıyor, ve neredeyse 3 günlük yas ilan edecek bir ruh haline bürünüyorlar. Oysa kendileri bu vatanın öz evlatları olarak şiddet sarmalının sona ermesine sevinmiş olmaları gerekiyordu. Ama maalesef bu olmadı. Eminim bu süreci başlatan ve bu şeki...

Zelensky’nin 5’li masası..

  Zelensky’nin 5’li masası.. Dünya, Putin’in alışılmadık ateş kes teklifini kısa bir şaşkınlıkla karşılayıp ardından uzun umut dolu bekleyişlerde bulunurken   Putin aslında çok kurnazca bir oyunun peşinde olabilir. Hoş;onu bu oyuna zorlayan aslında İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Polonya Başbakanı Donald Tusk’un Ukrayna’ya destek için bir araya gelip Putin’e sözüm ona ateş kes teklifinde bulunmalarıydı. Bu teklif ve üslup ve de özelikle medyaya sızdırdıkları pozlar tam anlamıyla kışkırtıcıydı Putin açısından. Ve Putin bu masadan yayılan kokuyu sezmiş gibi; yani Putin’in   Beşli masadan aldığı koku Ukrayna’ya toparlanması için zaman kazandırma kokusuydu. Hatta Putin’in koşulsuz teslim olması kokusu.. Beşli masa tarafından bir açıklama yayınlanmış ve   yayınlanan açıklamada, "Fransa, Almanya, Polonya ve İngiltere liderleri olarak Rusya’nın barbarca ve yasa dışı işgaline karşı Ukrayna il...

Bu kafayla Türki Cumhuriyetlerinin Birleşmesi Çok Zor..

  Bu kafayla Türki Cumhuriyetlerinin Birleşmesi Çok Zor.. Türkiye’nin ön ayak olduğu 2009 yılında Nahçıvan Anlaşması'nın imzalanmasıyla kuruluna Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)’ında ciddi ayrılıklar kendini göstermeye başladı. Bu ayrılıkların kendini en somut şekilde gösterdiği olay, bu teşkilattaki bazı devletlerin AB ile imzaladığı bir anlaşmaydı. Türk devletleri İsrail’in de yoğun çabasıyla AB ile 12 Milyar Euro’luk yatırım karşılığında KKTC’yi tanıma taahhüdünden bulanmaktan çekinmedi. Türk tarihinde prensiplerinden, onurundan para   karşılığında taviz vermek çok görünen bir şey değildir. Bu   bağlamda Özbekistan, tarihinde ilk kez adaya büyükelçi atarken, Kazakistan da geçtiğimiz Ocak ayında aynı şeyi yapmış, Türkmenistan'ın bir temsilciside   Kıbrıs Cumhurbaşkanı'na güven mektubunu sunmuştu. Mete Han’ın “Benden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem....

Avrupa kan gölüne dönebilir..

  Tarih Boyunca Küçük Savaşlar Daima Büyük Savaşların Sebebi Olmuştur Avrupa kan gölüne dönebilir.. Trump Ukrayna- Rusya savaşını sona erdirmede başarısız oldu. Tabi bu başarısızlıkta Avrupa’nın rolü oldukça üyük. Zelensky’nin henüz yeni   yeni silah ve savunma alanına el atan Almanya’nın “gazına” gelip Fransa’nın modası geçmiş nükleer tehditlerinden ilham alması tarihi yanlışlardan biri olacak Ukrayna için. Bu konuya kafa yoran uzmanlara göre, AB birliklerinin Ukrayna topraklarına asker göndermeye karar vermesi halinde Rusya ile Avrupa ülkeleri arasında doğrudan çatışma çıkar ve bu çatışma belli alanla da sınırlı kalmaz. Şuanda ibre neredeyse tamamen Rusya lehine dönmüş görünüyor. AB’nin “Ukrayna yorgunluğu”   ve ABD’nin ağır koşullarla sunacağı destek Ukrayna’yı köşeye sıkıştırmış duruda. Ukraynalı siyaset bilimci Rostislav İşçenko bir dergiye verdiği röportajda Ukrayna krizinin artık  Avrupa çapında bir soruna dönüştüğü değerlendirmesinde bulunan İşçenko...

Somali’ye 500 Türk Askeri daha..

  Somali’ye 500 Türk Askeri daha.. Türkiye ile Somali arasındaki ilişkiler ekonomik çıkarlardan çok   daha fazlasına evrilmiş durumda. Somali deyip geçmeyin.. Birçok sömürgeci gücün yeraltı kaynaklarını sömürmek için fırsat kolladıkları bir ülkedir Somali. Halkı fakir ama coğrafyası zengindir. Geçen yıl 8 Şubat’ta iki ülke arasında “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması” imzalanmış ve bu anlaşma ile ilişkiler çok daha farklı noktalara everilmişti. İşte bu anlama gereği Mogadişu’da oldukça geniş bir askeri üssü bulunan Türkiye, Somali karasularını 10 yıl boyunca koruyacak ve deniz kaynaklarının gelişiminde ve kullanımında söz sahibi olacak. Somali’nin Türkiye ile bu anlaşmayı imzalamaya iten en büyük etkenlerden biri de yanı başında bulunan 6 milyonluk nüfusa sahip Somaliland’ın Etiyopya ile “deniz üssü kurma” amaçlı imzaladığı anlaşmaya yanıt niteliğindeydi.  Bu iki ülke arasındaki anlaşma Somaliland’ın neredeyse tamamen Etiyopya’nın egemenliğine gir...

Gizliliği kaldırılan CIA belgelerinde Hitlerin ölümü..

  Gizliliği kaldırılan CIA belgelerinde Hitlerin ölümü.. Trump’ın girişimiyle ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) gizliliğini kaldırdığı belgeler sadece Kennedy suikastına yönelik belgeler değildi. CIA’nın gizliliğini kaldırıldığı belgeler arasında Hitler’in ölümüyle ilgili belgeler de yer aldı. Adolf Hitler'in 30 Nisan 1945'te Reich Şansölyeliği sığınağında öldüğüne ilişkin resmi açıklamalar yapılıp ölümü teyit edilse de belgelere Amerikan İstihbarat örgütleri bu konuya son noktayı koymak için hiç de acele etmediği görülüyor. Belgelere bakıldığında savaştan sonra en az on yıl boyunca CIA ve diğer istihbarat örgütleri, Hitlerin Avrupa'dan kaçıp Güney Amerika'ya yerleşmiş olabileceği ihtimalini araştırmaya devam ettiği anlaşılıyor. The Washington Post gazetecileri 1945-1955 yıllarını kapsayan dosyaları incelemeye almış ve ilginç olaylarla karşılaşmışlar.. En dikkat çeken olaylardan biri, 1945 tarihli bir ABD Savaş Bakanlığı raporunda Arjantin'in ...
  “Birbirimizin çocuklarını öldürerek bu dünyada nasıl barış içinde yaşayabileceğimizi öğrenemeyiz”                                                                                                          Jimm Carter Hitler Ve Stalin Kozlarını Paylaşıyor.. -Stalingrad Muharebesi- -Bakmayın Carter’ın bu süslü cümlelerine! Kendi çocuklarından her biri için kendilerinden olmayan bin tane çocuğu gözünü kırpmadan öldürebilecek bir azgınlığa ve zihniyete sahip bir devleti...

Trump’ın Nixon’u taklit etmesi..

  Trump’ın Nixon’u taklit etmesi.. “Tarih tekerrür eder, birinci defa trajedi, ikinci defa komedi şeklindedir” Hepimizin açık şekilde izlediği ticaret savaşları gittikçe yükseltirken ellerle siyasi gerginliğe ve siyasi küfür ve hakaretlere evriliyor. “Önce Amerikalılar” diyen Trump’ın izlediği ekonomik milliyetçilik sadece Amerika için değil tüm dünya devletleri için sıkıntılı süreçleri beraberinde getirecektir. Burada devletler bir şekilde kayıplarını telafi edecek ya da günlük para girişleriyle bir miktar mutluluk pozu vereceklerdir muhakkak ama halklar için aynı pozdan bahsetmek çok zor. Bu ticaret savaşları yakın tarihin ilki değil. 1930’larda bir örneği yaşanmış ve Amerika açısından trajik bir sonla sonuçlanmıştı. 1930’larda da ABD dünyaya sırtını çevirmiş, Birinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan düzenden uzak durmuş, hatta Milletler Cemiyetine üye dahi olmamıştı. Ekonomide “koruculuğu” en   uç noktada uygulayan Amerika gümrük vergilerini ortalama %45’e çıkar...

ABD İspanya’ya Yanlışlıkla 4 Nükleer Bomba Bırakmış...

Resim
  ABD İspanya’ya Yanlışlıkla 4 Nükleer Bomba  Bırakmış.. . Tarihler 1966’yı gösterdiğinde     bir İspanyol köyü olan Palomares’ta büyük bir kaza gerçekleşmişti.Belli bir zaman sonra Amerika 4 hidrojen bombasını kaybettiğini daha fazla gizleyememişti. Amerikan ordusu kayıp hidrojen bombalarını tam 80 gün boyunca aralıksız aradı. BBC’nin haberine göre 80 gün boyunca aranan   Hiroşima'ya atılan bombanın 100 katı patlayıcı güce sahip olan savaş bomba, Akdeniz'den 869 m derinlikten vinçlerle dikkatlice çıkarıldı ve USS Petrel'e (Amerika deniz altısı kurtarma gemisi) dikkatlice indirdi. Buldukları bu bomba ABD'nin İspanya'ya yanlışlıkla attığı dört hidrojen bombasının sonuncusuydu. BBC muhabiri Chris Brasher’in 1968'de yaptığı haberde “bu nükleer silahların karıştığı ilk kaza değildi" ifadeleri dikkat çekiciydi. Daha sonra Brasher haberine "Pentagon hidrojen bombaları taşıyan uçaklarda en az dokuz kaza daha olduğunu sıralıyor . Ancak bu yabancı topra...

Luther’in Yahudi Bakış açsı ve Lutheran Kilislerinin utancı..

  Luther’in Yahudi Bakış açsı ve Lutheran Kilislerinin utancı.. Tarihte yaşamış bir figürü siyaseten ya da sosyal bir figür olarak kahramanlaştırmak istiyorsanız ona, bilinen ilgi alanının dışında insanlık tarafından genel geçerliliği olan,ruhu okşayacak bir takım özlü sözler isnat eder ve onun çok yönlü bir hoşgörü sahibi olduğunu ilan edersiniz. Mesela Martin Luther’e atfedilen “Yarın dünyanın sonunun geleceğini bilseydim bile bugün bir elma fidanı dikerdim” sözü gibi.   Bu sözün ona ait olup olmadığını bilemeyiz ama   gençlere son kertede Avrupa’da köklü bir değişime neden olan bir mücadele verdiğini düşündükleri Luther’in bu sözüyle en derin umutsuzluklardan bile yeni umutlar çıkarabileceği izlenimi vermek isterler. Konu gençlik olunca 19 Yüzyılın Siyonistleri,16.yüzyılın Luther’ini kendilerinden biri olarak göstererek Protestan gençlik üzerinde etkili olmaya çalıştılar ve aslında büyük ölçüde başarılı olup onları birer Yahudi sempatizanına dönüştürdüler. Yahudi...

İngiliz Oyunu: Yeni bir Pearl Harbor yaratmak..

  İngiliz Oyunu: Yeni bir Pearl Harbor yaratmak.. Tarihler 10 Mart’ı gösterdiğinde   Kuzey Denizi'nde Doğu Anglia açıklarında, İngiltere’nin Doğu Yorkshire kıyısındaki Kuzey Denizi’nde bir petrol tankeri ile yük gemisi çarpışmış ve bir kişi ölmüştü. Tabi bu olay ulusal gazetelerde çok yer almadı ancak komplo teorisi üretmeden duramayanlar ortaya bir çok iddia attılar ama iddialarının arkasında da durmadılar. Aslında ortaya attıkları komplo iddiaları hiç de hayali değildi. Olayın gelişimi ve sonuçlarının derinliği bu komplo iddialarının aslında çok da hayali   ürünler olmadığını ortaya koyuyor.Tabi buna bir de ABD ile Rusya’yı sıcak çatışmaların iine sokak isteyen yazar çizerler de eklenince ortaya “karışık bir pizza” çıkıyor. Mesela Ukrayna asıllı Amerikalı blog yazarı Igor Sushko daha önce şöyle yazmıştı: "Rusya, 10 Mart 2025'te ABD ordusuna saldırdı.Bu ABD için üstü kapanmayacak bir trajedi." Başka bir yazar da şöyle demişti "Rusya'nın ABD ordusu iç...

Force de frappe

  Force de frappe Geçen günlerde Fransa Cumhurbaşkanı Macron tüm müttefiklerini Fransa'nın nükleer gücünün etrafında birleşmeleri için dolaylı mesajlar vermişti. Soğuk Savaş Dönemi’nde olduğu gibi bir nükleer caydırıcılık işe yarar mı bilemem ama Fransa’nın 1961’den itibaren sessiz sedasız   önemli bir nükleer güç haline gelmesi belli ki bu günler için yapılan bir hazırlık.. Fransızların “caydırıcı güç” ya da “saldırı güç” anlamında kullandıkları   “Force de Frappe” kavramı Macron’a bir özgüven getirmiş durumda ama caydırmak istediği düşman Putin2in Rusya’sıysa bu özgüveni biraz dizginlemesinde fayda var derim. Peki Fransa bu nükleer güce   nasıl ve ne zamandan itibaren sahip olmaya başladı, buna bir bakalım.. Fransa’da 1958 sonrası General Charles de Gaulle döneminde güvenlikçi politikalar izlemeye başlamıştı. De Gaulle’dan önceki yönetimler aslında bu güvenlikçi politikaları arzuladılar ama kararsızlıkları yahut koalisyondaki çatlaklar nedeniyle çok da ba...