Kayıtlar

Teknolojik Feodalizm

  Teknolojik Feodalizm Yapa zekanın geldiği noktaya bakacak olursanız aslıda Ortaçağ’ın modern versiyonuyla karşılştığımızı anlarsınız. Hayatımızı planlamaktan tutudn kazançlarımıza, sosyal ilişkilerimize kadar hayatımızı şekillendiren bir çok olgu   teknolojinin yapay zekalarını   tekelinde bulunduran birkaç “feodal beyin” bizim için çizdikleri sınırlarla gerçekleşiyor. Tabi biz   Latinceden devşirdiğimiz ve adına “Global Dünya” dediğimiz bu küresel alanda geniş bir hareket alanına sahip olduğumuzu düşünüyor olabiliriz;ama gerçek olan aslında “dar alanda kısa paslaşmalar”la hayatımızı devam ettirdiğimizdir. Eğer teknolojinin feodal beyleri tarafından size“nasıl düşünmeniz gerektiğine” yönelik etkileyici örneklerle müdahale ediliyor ve bu müdahalenin sonucunda da yolunuzun sonu   dönüp dolaşıp onların dayattığı fikirlere çıkıyorsa hiç de geniş bir alanda hayat sürdüğünüzü düşünmeyin. Bu gü nün teknolojinin feodal beyleri diyebileceğimiz Musk, Zuckerberg, ...

"Anlaşma olmadığı sürece anlaşma da yoktur"

  "Anlaşma olmadığı sürece anlaşma da yoktur" Tüm dünyanın merakla beklediği   Alaska görüşmesi tüm dünyanın hayal kırklığıyla sonuçlanmıştı,daha doğrusu sonuçlanamamıştı. Avrupalı liderler ve Zelenski, Trump’ı Putin’in oyununa gelmemesi yönünde sık sık uyarsa d görüşme öncesinde   -eğer oyuna gelmekse- Trump bu oyunu gelmiş görünüyor. Bunu, toplantı sonrası yüz ifadesinden, mutsuz mimiklerden velhasıl vücut dilinden pekala anlayabildik. Çünkü Putin, Trump’a görüşmeden çok değil birkaç saat önce, haftalarca tekrarladığı “derhal ateşkes sağlanmalı” söyleminin üstüne buz gibi soğuk su içirdi. Bu “soğuk su”ya da bir isim verdi: Barış görüşmesi.. Evet;Putin ara adımları atlayarak kapsamlı bir barış anlaşması tavsiyesini Trump’a kabul ettirerek-hem de hiçbir ara karar aldırmadan- kendini zeki zanneden Trump’a şah çekti ve Trump piyonlarını harekete geçirmek için alelacele Avrupalı “dostlarıyla” irtibata geçme gereği duydu. Üstelik Putin bu görüşmede  Ukrayna'nın...

Putin Trump’ı “aptal” yerine koyamayacak;ama..

  Putin Trump’ı “aptal” yerine koyamayacak; ama.. Dış politikaya ilgi gösteren her kes Putin’le Trump arasında yapılacak ‘Alaska görüşmeleri’ni bekliyor. “Görüşmeler” diyorum çünkü yarın saat 22.00 gibi gerçekleşecek   görüşme   zannımca bir dizi görüşmelerin başlangıcı olacak. Nobel’e aday olmayı kafaya koymuş olan Trump’ın bu hamlesi dünya barışı açısından olumlu ancak ortada bir sorun var;Ukrayna ve taraf ülkelerinin bu görüşmeye katılmayacak olması.. Her ne kadar Trump ilk görüşmede bir anlaşmaya varılırsa ateşkes için Ukrayna’yı davet edeceğim dese de   imzaya kalan nihai belgeyi oluşturmak içen Ukrayna’nın hangi toprağını satacağı belli değil. Avrupalılar   “Trump Putin’in tuzağına düşmemeli” diye feryat etse de Putin’in Trump için “Amerikan liderinin Ukrayna'da barışa yönelik "oldukça enerjik ve samimi çabalar gösterdiğine inanıyorum” ifadelerini kullanması her şeyin şimdilik Putin için yolunda gittiğini gösteriyor;ve anlaşılan Avrupalıların ferya...

Putin Kafkasya’daki etkinliğini kaybediyor

  Putin Kafkasya’daki etkinliğini kaybediyor Karabağ savaşı başladığında Rus tarafı “Türkiye, açıkça Azerbaycan'ı destekliyor, bunu biliyoruz ancak bu bizim Ermenistan'ı Azerbaycan karşısında desteklediğimiz anlamına gelmiyor, durum böyle değil. Biz adil bir çözüm, ateşkes, çatışmaların son bulması ve her iki ülkenin bu gerginliği durdurmasını destekliyoruz” diyerek savaşta Ermenistan’ın yardım çağrısına cevap vermemiş ve tarafsız bir tutum izlemişti. Tabi bu durumda Azerbaycan Türk silahlarıyla Karabağ’ı almayı başardı. Halbuki bundan 5-6 yıl önce Ermenistan Başbakanı Serj Sarkisyan Rusya ile olan ilişkileri için “Ermeni-Rus stratejik ilişkileri, siyasi diyaloğumuzu güçlendiren yüksek düzeyde bir karşılıklı güvene dayanıyor.” Demişti.   Bu güven nedeniyle olacak ki Ermenistan ekonomisini büyük ölçüde Rusya’ya dayandırdı. Ermeni internet sitesi EVN Report, bir makalede Ermenistan’ın birçok stratejik alanda Rusya’ya ne kadar bağımlı olduğu tüm çıplaklığıyla belirtilmişti....

Siyonizm Uluslararası arenada yalnızlaştırılıyor mu?

  Siyonizm Uluslararası arenada yalnızlaştırılıyor mu? Ben 7 Ekim Aksa Tufanı harekatını “şartların olgunlaşmamasını, İslam dünyasının içinde bulunduğu ayrılıkçı durumu ve Batılı devletlerin İsrail’e olan sınırsız desteğini” göz önünde bulundurarak zamansız ve sonuçsuz kalacağını endişeli olarak düşünenlerdendim. Bu düşüncem aslında kısmen devam etse de yine de düşüncemin büyük ölçüde yersiz bir endişe olduğunu görmek açıkçası beni   buruk da olsa sevindiriyor; kurulduğundan beri İsrail’ en çok destek veren ülkelerin bir bir Filistin’i tanıyacaklarını söylemeleri ve “iki devletli çözüm” için gündem oluşturmaları bu buruk sevincimin nedenidir. 7 Ekim için kimlerin-Netanyahu, İran veya HAMAS- ne hesaplar yaptığı artık çok önemli değil. Önemli olan bu hesapların böyle giderse iyi bir yöne eviriliyor olması. Önce Fransa, sonra Kanada ve İngiltere.. İsrail’in giderek yalnızlaştığını gösteren en somut örneklerden biri, bu devletlerin birer birer Filistin’i   tanıyacakla...

Türkiye Ortadoğu’da tek egemen güç olma yolunda..

  Türkiye Ortadoğu’da tek   egemen güç olma yolunda.. Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki yerel seçim mitinglerden birinde “Türkiye sadece bölgesel bir güç olmaktan çıkıp küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyor” derken özellikle muhalefetimiz ve muhalefetimize gönül vermiş olanlar bunun hamaset olduğunu,seçim propagandası olduğunu düşünüyorlardı. Ama aslında bu tasarlanmış,hesaplamış vizyoner bir söylemdi.   16 Kasım 2022’de “ Butik devlet mi olacağız yoksa küresel aktör mü?” olacak başlıklı yazımda Türkiye’nin bölgesine sığmayacak bir vizyona sahip olduğunu ve bu yönde yoğun çalışmaların yapıldığını ve bu vizyona ulaşmanın silahlanmayla mümkün olduğunu yazmıştım;ve gelinen noktada Türkiye Yüz bin çalışanı ve 8 Milyar Dolar’ı bulan savunma bütçesiyle bölgesine sığmadığını göstermiş oldu. %85’leri bulan yerlilik oranıyla kendi tarihinde devasa bir bütçeye sahipolan Türkiye’nin bu atılımı elbette dikkatlerden kaçmıyor ve Türkiye’yi dikkate alınmak zorunda kalın...

Erdoğan’ın satranç oyunları ve Doğu Akdeniz’de “Türk elektriğinin” çarptığı İsrail..

  Erdoğan’ın satranç oyunları ve Doğu Akdeniz’de “Türk elektriğinin” çarptığı İsrail.. Geçtiğimiz yıllarda   İsrail, Yunanistan ev Güney Kıbrıs Rum kesimiyle “Büyük Deniz Enterkonnektörü” adında bir proje hazırlamış ve taraflar şuana kadar bir çak defa bu projeye   olan bağlılıklarını deklare etmişlerdi. Projeyle Dünyanın en uzun ve en derin su altı enerji kablolarından biri olacak olan su altı enerji kablosunun, İsrail'i Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden Avrupa elektrik şebekesine bağlaması planlanıyor. Toplamda 1,43 milyar Avroluk yatırım ile 2028 yılında tamamlanacak bölümü ile Yunanistan ve Kıbrıs arasında 2.000 km’ye yakın uzunluğa sahip 525kV gücünde yüksek gerilimli doğru akım (HVDC) hattı kurulması öngörülüyordu. Su altı elektrik kablo döşeme işlemleri tamamlandığında İsrail   hem elektrik ihraç edecek hem de   bölgede elektrik güvenliğini garanti altına   alacaktı. Zira İran’la yapılan “12 gün savaşı”nda Hayfa'daki Bazan tesisleri İran tarafında...

Dünden bu güne Dürzilerin kısa tarihi..

Resim
  Dünden bu güne Dürzilerin kısa tarihi.. Dürziler, Orta Doğu'da yaşayan kapalı bir etnik-mezhepçi Arap grubudur. Yahudilik unsurları da içeren İsmaili Şiiliğine dayanan tek tanrılı bir din olan Dürzilik'i benimserler.  Merkezi Süveyda ilinde, aynı adı taşıyan şehirde bulunan "Cebel-i Duruz" bölgesinde yaşamaktadırlar.  2010 yılı itibarıyla bu ilin nüfusunun %90'ını Dürziler oluşturmaktadır. Dürziler ayrıca İdlib ilindeki Cebel-i Summak bölgesinde, Golan Tepeleri sınırındaki Kuneytra ilindeki Cebel-i Şeyh dağlarında ve Şam'ın güneydoğusundaki Ceramana banliyösünde 18 yerleşim biriminde yaşamaktadırlar. VI. Fatımî Halifesi el-Hâkim bi-Emrillah’ın (375-411/985- 1021) saltanat yıllarının son dönemlerinde tarih sahnesine çıkmış olan Dürzilik inancı halifenin en yakın danışmanlarından olan Hamza b. Ali tarafından ortaya atılmış ancak   Hamza’nın vaazlarına eksisiz katılan ama zamanla onun vaazlarına sert muhalefette bulunan Muhammed bin İsmâ‘il Neştekin ed-De...

İsrail Türkiye’nin Neo-Osmanlı vizyonunu ciddiye almış görünüyor..

  İsrail Türkiye’nin Neo-Osmanlı vizyonunu ciddiye almış görünüyor.. Daha önce “Türkiye İsrail sınırına yaklaşıyor” başlıklı yazı yazdığımda İran v İsrail çatışması başlamamış ve bu başlık için henüz erken olduğu gibi bazı yorumlar almıştım..Ama siyasetin, savaşın, çatışmanın ve coğrafya dizaynının erkeni geçi olmaz; nitekim çok da geç olmayan bir zamanda çıkarlar somut olarak çatışma evresine girdi. Bu evrede İsrail’in kendi çevresinde İran ’sız bir Sykes –Picot oluşturma girişimleri İsrail’i hızla Türk menfaatlerine aykırı davranışlara itti. Bu davranışlar arasında Suriye rejimine yönelik bir takım agresif hareketleri bu aralar oldukça sıklaştı. İsrail’in “İransızlaştırma” operasyonlarıyla otorite boşluğuna sürüklenen bölgelere Türkiye’nin nüfuz etmesi de bu agresif tutumu daha üst bir basamağa çıkardı ve çoğunluğu Dürzilerden oluşan Suriye’nin Süveyda vilayetindeki halkı rejime karşı kışkırtıp buradan hareketle rejime müdahale gerekçeleri üretmesi Suriye politikasını yönle...

Bakalım ne olmuş da silah bırakmışlar?

  Bakalım ne olmuş da silah bırakmışlar? 1978'de Diyarbakır'ın Lice İlçesinin Fis Köyü'nde kuruluş kongresini gerçekleştiren ve 1978’den bu zaman kadar yaklaşık 47 yıldır ülkenin başına bela olan, dış yardım konusunda ne İngiltere’deki IRA’ya, ne İspanya’daki ETA ‘ya ne de Kolombiya’daki FARC terör örgütlerine benzeyen(bu terör örgütleri gibi dış yardım almadan salt bir terör faaliyetinde bulunun bir örgüt olmuş olsaydı Türkiye bu örgütleri birkaç yıl içinde ezip geçerdi)     ve on binlerce şehidimize mal olan PKK terör örgütünün kendisi feshedip ardından silahlarını bırakmaya başlaması siyasi ve ideolojik menfaatlerle çakıştığında haliyle çıkarları zedelenenler tarafından   “ne oldu da silah bıraktılar?” sorusu bolca sorulur oldu. Aslında; bu soruyu soranlar değil de sorunun muhatabı olan kitleler biraz araştırsalar bu sürecin son birkaç aya, hatta son birkaç yıla sıkıştırılamayacak kadar derin bir geçmişinin olduğunu anlayacaklardır. Soruyu soranlara gelince, o...

Ahmed El-Şara’nın ekseni kayacak mı?

  Ahmed El-Şara’nın ekseni kayacak mı? Günler öncesinden İsrail’in Suriye’nin yeni yönetimine nüfuz etme çabasından bahsettim. Trump’ın Suriye’ye yönelik yaptırımları kısmen kaldırması ve diğer yaptırımları da kaldırma sözü vermesi Şara yönetiminin Amerika ve dolayısıyla İsrail nüfuzuna girmesinin riskini arttırıyor. Tabi ki Suriye’nin İbrahim Anlaşmaları olarak bilinen ve bir nevi İsrail in siyasi kubbe niteliğini taşıyan anlaşmalara dahil olacak olması şuan için Türkiye’nin Ortadoğu stratejisini ciddi anlamda baltalayabilir. Ne kadar doğru bilemem ama Tel Aviv Üniversitesi’nden Dr. Hay Eytan Cohen Yanarocak’a göre de Suriye lideri Ahmed el-Şara’nın İsrail ile bağlarını güçlendirerek Şam'daki Türk etkisini azaltmaya çalııyormuş. Tabi bunu söyleyen Tel-Aviv’den olunca birkaç kez sorgulamak lazım. Fakat Şara’ya vaad edilenler Şara’nın eksenini kaydırabilir, bunu da dikkate almak lazım. Netanyahu’nun da bu bağlamda ve   İsrail ve Arap ülkeleri arasındaki ilişkileri ve s...

“Biz 12 günde yaşadığınızı 2 yıl boyunca 24 saat yaşadık ve yaşıyoruz”

  “Biz 12 günde yaşadığınızı 2 yıl boyunca 24 saat yaşadık ve yaşıyoruz” Batılı gazetecilere çeviri ve diğer işlerde yardımcı olan bir ofis olan Gaza Press'in kurucusu Rami Abu Jamous İsrail ordusunun baskısı altında karısı ve iki buçuk yaşındaki oğlu Walid ile birlikte Gazze Şehri'ndeki dairesini terk etmek zorunda kaldı. Rafah'a sığındıktan sonra, Rami ve ailesi, bu yoksul ve yoğun nüfuslu bölgede sıkışıp kalan birçok aile gibi, iç sürgünlerine devam etmek zorunda kaldılar. Günlük tutan Rami Gazze halkının ve kendisinin yaşadığı her anı kaleme alıp dünya milletlerinin utanç vesikası olarak ileride gelecek nesillere aktarmayı planlıyor. Rami şuana kadar yaptığı fedakar çalışmalarıyla bir çok ödüle layık görülmüş.Fransa’da “Batı Fransa” anlamına gelen “Ouest-France”   ve savaş muhabirleri için verilen   “Bayeux Ödülü”nü alan Rami bu alanda aldığı ödülleri Gazze halkına adamış bir gazeteci. İsrail’in dünya milletlerini aldatmak için   “önleyici” adı altında İr...