Osmanlı'nın İlk Yıllarına Küçük Bir Gezinti..

 Osmanlı'nın İlk Yıllarına Küçük Bir Gezinti..

-İyi Okumalar-
Beyliğini bir uç beyliği konumuna getiren Ertuğrul Bey öldükten sonra henüz 23 yaşındayken babasından boşalan posta oturmuştu Osman Bey. Gerçi babasının son zamanlarında asşiret reisliğini yürüterek, babasından sonra bey olacak kişinin kim olduğunu belli etmişti.
Osman Bey beyliğe geldikten sonra bir süredir duran fetih hareketleri yeniden başlamıştı. Aslına bakarsanız biraz şanslı hissediyordu kendini; zira kendisini kardeşleri de tanımış ve kendisine biat etmişlerdi.
Ancak zaman ilerledikçe en çok korktuğu şey başına geldi; kanından birinin kanını döktü; Amcası Dündar Bey’in.
Dündar Bey o dönemde doksanlık bir ihtiyardı. Ancak devlet işlerinden elini ayağını da çekmiş değildi.
Osman Bey, Karacahisar’ı zapt ettikten sonra bu şehir pazarına gelecek yabancılara ait eşyalardan vergi alınması meselesini görüşmek için bir meclisi meşveret toplamıştı. Bu mecliste hazır bulunan amcası Dündar Bey, vergi alınmasının komşu Rum beyleri ile Germiyan Beyi’ni ittifaka sevk edebileceğini ileri sürerek muhalefette bulundu. Ayrıca Dündar Bey Köprühisar’ın fethedilmesine de karşı çıktı.
Tabi bizim Osman Beyimiz buna çok öfkelendi ve aralarında büyük bir tartışma, kavga yaşandı. Bu sırada öfkesini kontrol edemeyen Osman Beyimiz amcasını okla vurup öldürdü.
Osman Beyimiz tarihler 1315’igösterdiğinde Bursa’yı kuşatmaya karar verdi; kuşattı da. Ancak kuşatma uzadıkça uzuyor Osman Bey’e bir türlü müjdeli haber gelmiyordu. Hastalandı Osman Bey.
Hastalığı ağırlaşıyordu. Henüz hastalığın ilk başlarında oğlu Orhan’ı ordu kumandanı olarak tayin etmiş ve tıpkı babası Ertuğrul Bey gibi kendinden sonrasını işaret etmişti adeta.
Öldü ölecek derken hakkın rahmetine kavuştuğunda Osman Bey, Orhan 45 yaşında olgun biriydi.
Osman Bey öldüğünde Ahi liderleri toplanıp Orhan Beyi “Bey” ilan ettiler. Böylece Türklerde eskiden beri var olan büyük oğulun saltanata geçme usulü Osmanlılarda da böylece doğup, devam etti.
Orhan Bey hüküm dar olduğu zaman kardeşi Alâeddin Bey de beylerbeyi yani ordu kumandanı olmuştu. Ancak bir süre sonra neden olduğu bilinmemekle beraber Alâeddin Bey ordu kumandanlığını bırakarak Kite ovasındaki Futra (Kodra) çiftliğine çekilerek vakıf işleriyle uğraşmaya başladı.
Ordu kumandanlığından neden ayrıldığı konusu bilinmiyor.
Hani yaya ve müsellemlerden bahsederiz öğrencilere; Osmanlı’nın ilk düzenli ordusu. Onun kurulmasında Alaaddin Bey’in ciddi katkısı vardı. Çandarlı Kara Halil’e bu konuda yardım etmiş ve verdiği fikirler uygulanmaya konulmuştu.
Özellikle Anadolu Beyleriyle savaştıklarında kendi askerlerini ayırt edebilmek için askerlerinin başlığını kırmızıdan beyaza çevirmişti. Bu yaptığı iş bile Yaya ve Müsellemlerin taktıkları serpuşlarının rengini belirtmeye yetmişti.
Orhan Bey İlk büyük icraatını Bizans’la savaşarak gösterdi ve İznik’i Palekanon Savaşı’yla aldı. Bu savaşta Bizans İmparatoru büyük bir hezimet yaşadı hatta yaralandı ve sedyeyle Üsküdar’a zor bela nakledildi.
İznik alındıktan hemen sonra İbn-i Batuta şehri ziyaret ettiğinde şehrin harap olmadığını yazmıştı. Ayrıca Orhan Beyimizin cömertliğinden ötürü İznik halkının büyük çoğunluğunun İslamiyet’i kabul ettiğini de belirtmişti.
Gerçek lider odur ki; çevresinde yaşanan olumsuzlukları fırsata çevirir. Nitekim Orhan Bey de öyle yaptı:
Karesioğlu Açlan Bey vefat edince hayatta Demirhan, Yahşihan ve Dursun isminde üç oğlu kalmıştı. Demirhan Balıkesir’de, Yahşihan da Bergama da beyliğini ilan etti. Diğer oğlu Dursun Bey de Orhan Bey’e sığındı.
Demirhan Bey bunların en büyüğüydü ancak halkına karşı oldukça sertti. Bundan dolayı Halk Dursun Bey’e haber yollayıp bey olmasını isteyince Bizim Orhan Beyimiz için fırsat doğmuş oldu; nihayet harekete geçti ve Hacı İlbey’i görevlendirdi.
Hacı İlbey’in kim olduğunu sormakla yetinelim ki araştırıp bilgi edinin; önemli bir komutandı kendisi.
Orhan Bey bu değerli komutanıyla Bergama kalesine çekilen Demirhan Bey’i şiddetli çarpışmalardan sonra teslim olmaya zorladı ve nihayet Demirhan Bey teslim olmayı kabul etti.
Orhan Beyimiz kendisine kötü davranmadı. Onu beraberinde Bursa’ya getirdi. Ancak eden bulur misali Demirhan Bey vebaya yakalandı ve acılar içinde öldü.
Valla bu hadiselerin tarihleri hakkında kesin bir şey söylemek zor. 1335’den 1352’ye kadar çok farlı tarihler veren var.
Karesi Beyliği’nin toprakları işte bu şekilde Osmanlı topraklarına katılmıştı. Derslerde anlatıldığı gibi savaşılmadan alınan topraklar olmadığı gibi, son toprak parçası da 1.Murat zamanında Osmanlı’ya dahil oldu.
Sanmayın ki bu Beylik zayıftı; hayır aksine oldukça güçlüydü. 40000 atlı askeri vardı. Evet, sadece atlı askerlerden bahsediyorum. Ve o o dönemde artı olarak diğer beyliklerin sahip olmadığı bir güce sahipti; donanma gücüne. Beylikten ziyade devlet görünümündeydi.
Ayrıca,İbn Fazlullah el-Ömerî, Karesi Beyliğini Osmanlı Beyliği ile kıyaslayarak, kasabalarının, kalelerinin ve asker sayısının Osmanlılardan daha fazla olduğunu, halkının daha enerjik ve güçlü göründüğünü belirtir.
Ekonomi anlamında da oldukça güçlüydüler; tabi diğer beyliklere göre. Nerden mi anlıyoruz? Henüz Moğolların Anadolu’da olduğu dönemlerde Anadolu, Moğollara yılda 3.300.000 dinar veri veriyordu ve bu vergiler içinde ne fazla paya sahip olan Karesioğullarıydı.
Ancak Osmanlı Beyliğinde efsane komutanlar vardı ve zekâlarını birleştirdiklerinde, hani Hristiyanlıkta var olan “Mahşerin Dört Atlısı” gibi önlerine çıkan her şeyi kızgın ateşte eritmeye muktedir olurlardı.
Bunlardan biri Ankara’nın Nallıhan ilçesinden olan Çandarlı (Cendereli) Kara Halil Hayrettin Paşa ve ailesi. Kendisi ilk kazaskerdir. Zaten Osmanlı'nın ilk düzenli ordusunu kurduğunu söylemeye gerek yok.
Bir diğer atlı, Evranuz ya da Evrenos Beydi. Onu Avrupalılar “Verenz” olarak anarlardı. Kendisi Karesi Beyliğinden Orhan Bey’in hizmetine girmişti. Doksanlara yaklaşan yaşına rağmen genç bir delikanlı gibi ordan oraya at koşturmuştu. Bana göre “atlara fısıldayan adam”dı. Ne yazık ki ölüm at üstünde olmadı.
Bir diğer atlı, Lala Şahin Paşa’ydı. Kendisi Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda en büyük pay sahibiydi. Tabi ki asıl adı Şahin’di. Orhan Beyimizin oğlu 1.Murat’a hocalık, yani Lalalık yaptığı için Lala Şahin Paşa olarak bilinir. Deli Balaban’la birlikte büyük kuşatmalara katılmış ve ön cephede savaşmaktan bir an olsun kaçınmamıştı. Ve,
Hacı İlbey.
Onun için ayrı bir A4 gerekir hatta birkaç A4. Onun için onu merak edenlere bırakayım..
-Fkd-

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zelensky ve Kolomoisky..

Ne ara insanlığınızı kaybettiniz! “Benden Olmayan Herkes Ölsün” Duygusu

Trump’ın Stratejik Başarısızlığı

Münih Güvenlik Raporu: Yıkım sürecine girdik

Kürt Sorunumu Terör Sorunu mu?

“Çok Serbest Piyasa” Garabeti..

Mossad & CIA işbirliği mi?

Trump Kontrolü kaybetti.

Üç harfli İngiliz piyonları: SAS