Pol Pot -Bölüm 1- ( O “Taş Devri Kominzm” rejimiyle 2 milyon insanı öldürdü..O , diktatörlüğün acımasızlığında çağının benzersiziydi…Ama sonu kendi kurduğu rejimin elinden oldu..)
O “Taş Devri Kominzm” rejimiyle 2 milyon insanı öldürdü..O , diktatörlüğün acımasızlığında çağının benzersiziydi…Ama sonu kendi kurduğu rejimin elinden oldu..
Pol Pot
Bölüm 1-
İyi Okumalar..
Sizi, gelişi ve gidişiyle Hitler veya Mussolini gibi diktatörlerle benzerlik gösteren biriyle daha tanıştırayım. Pol Pot. İsmi bir Hitler kadar, bir Mussolini kadar duyulmasa da yüzyılın gördüğü en sağlam ve en zalim bir iki diktatörden biriydi. Kimdi peki bu diktatör? Hangi ülkenin diktatörüydü kendisi?
İnsanların bir ütopya uğruna robotlaştırıldığı, sistematik olarak katledildiği Kamboçya’daki rejimin başındaki diktatörün öğrencilik yıllarında adı Saloth Sar’dı.
“ Yaptıkların karşısında bir sorumluluğun ve pişmanlığın var mı?” sorusuna verdiği “Ben dünyaya bir mücadele için geldim, insanları öldürmek için değil. Şu halime bir bakın? Benim vahşiye benzer bir halim var mı? Diye cevap veren adam ülkesinde 2 milyon kişiyi öldürtmüş ve ülkesini mezarlığa çevirmiş biri olarak akıl almaz bir diktatördü.
“Ölenlerin sayısı nüfusla kıyasla kıyaslanırsa, Kamboç Devrimi’nin, devrimler yüzyılının en kanlısı olduğunu rahatlıkla görebiliriz” diyordu Ali Çimen, kitabında.
Kamboçya, uzun yıllar Fransız sömürgesi olarak kalmıştı.1953 yılında bağımsızlığını kazanan ülke, Kral Sihanouk yönetiminde yaklaşık 15 yıl nispeten huzurlu bir dönem geçirmişti.1960’lı yıllardan itibaren Fransızlar Kamboçya’dan çekildiklerinde Kamboçya halkı, başlayan ABD ve Vietnam savaşları arasında oldukça zor bir dönem geçirdi.
Çünkü savaş esnasında Vietnamlı Gerilla direnişine karşı etkili olamayan Amerikan güçleri rotasını gerillalara yardım sağlandığını ileri sürdüğü Kamboçya toraklarını bombalamıştı. Amerikan güçleri tüm zalimliklerini göstermişti bu topraklarda.
Neden mi? Halkın tek geçim kaynağı tarımdı; tarımsal faaliyetlerin yüzde 85’i olan pirinç üretimiyle karın doyurulmaktaydı. İşte Amerikan güçleri tüm bu pirinç tarlalarını dahi bombalamıştı. Sadece bu bombardımanda 600 bin Kamboçyalı hayatını kaybetti.. Ülke bir sefalete sürüklendi.
Amerika için hedef, ülkesinin bağımsızlığını sağlayan ancak dengeler nedeniyle Kominist Çin’le ilişkisini de koparmayan Kamboçya’nın bağımsız ilk devlet başkanı Prens Norodom Sihanouk’tu Bilin bakalım ne oldu?
Evet darbe oldu;da,bu cümle şöyle olmalı: Amerikan destekli darbe oldu. Hayır hayır, Pol Pot’un kurduğu rejimden bahsetmiyorum; Pol Pot denen diktatör, General Lon Nol’un darbe yönetimine karşı Çin’in komünist rejiminden destek alarak bu darbe ortamını fırsata çevirip kendi rejimini kuran biriydi.
Pol Pot 1928 yılında Kamboçya’nın başkenti Phnom Pehn’den 120 km uzaklıkta Kompong Thom adlı küçük bir köyde, çiftçi bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi.
Adam ilk eğitimini Budist manastırında aldı, daha sonra teknik üniversitede eğitimine devam etti. Aldığı burs sayesinde Fransa’nın başkenti Paris’e giden Pot burada komünist düşüncelerin etkisinde kaldı; katıldığı gizli toplantılar sayesinde Marksist bir kimlik içerisinde Mao-Zedung’un hayranı bir devrimciye dönüşmüştü.
En büyük hayali Kamboçya’yı komünist bir rejim haline dönüştürmekti.
1960’da Kominist Partisini kurdu;ancak kurduğu parti yasadışıydı. Yandaşlarıyla medeniyetten ve burjuvadan uzak bir hayatta fikri hazırlıklarını tamamladı. Kurduğu parti yoksul halkın umudu oldu kısa sürede. Kızıl Khmerler adında silahlı birlikler oluşturdu ve darbe yönetimine karşı amansız bir mücadeleye girişti.
Tarihler 1975’i gösterdiğinde Kızıl Khmerler iç savaşı kazanmıştı artık. Demokratik Kamboçya’nın kurulduğunu ilan ettiler Kızıl Khmerler . Halk darbe yönetiminden kurtulduğuna sevindi mi dersiniz? Evet ama, sevinçleri çok kısa sürdü; tarihlerinde görülmemiş bir kan deryasına atıldıklarını kısa zamanda anlayacaklardı çünkü.
Onun için para, din, teknoloji, piyasa ekonomisi, toplumu yozlaştıran unsurlardı. Bunların tamamen yok edilmesiydi ve Kapitalizme yönelik ne varsa ortadan kaldırılmalıydı.
Yine ona göre çiftçilerin dışında kalan tüm guruplar bu yozlaşmış sınıf içindeydi. Yeni bir halk oluşturmak istiyordu. Bu “yeni halk oluşturma” çabası bize hiç te yabancı gelmiyordu. Hitler’i anımsatıyordu adeta. Hitleri’n “saf ırk”ını.
Hitlerle benzerliği bu kadarla da kalmadı. Hitlerin kendisine “Führer” denmesini istemesi gibi Saloth Sar da kendisine Pol Pot denmesini istedi. Anlamı neydi peki? “Politik Potansiyel” anlamına geliyordu Pol Pot.
Kızıl Kımer savaşçıları başkent halkının neredeyse tamamını –ki yaklaşık 2 milyon- kırsala sürdü ve pirinç tarlalarında çalışmaya zorladı. Pol, kendi kendine yeten bir ülke kurmak istiyordu;en azından ütopyası buydu.
Ne banka ne para kaldı ortada. “Bunlara ihtiyaç olmayacak ”diyordu Pol Pot.Kızıl Kımerlerde,başta Pot olmak üzere üst düzey kadrosunun neredeyse tamamı Avrupa’da, özellikle Paris’te eğitim görmüş olmalarına rağmen, tüm okulları ve ibadethaneleri yerle bir ettiler. Çünkü bunlar mankurt bir toplum yaratmak istiyorlardı. Onlardan başka kimse bilgi sahibi olmamalıydı.
Bilgisi ve parası olan herkesi acımasızca katlettiler; hatta gözlük takanları bile sorgusuz ve vahşice öldürdüler. Öldürme yöntemleri, onlara göre masrafsız olmalıydı; bunun için boş yere mermi kullanmanın anlamı yoktu; döverek, sopalarla veya naylon torbayla boğarak öldürdüler.
Mao’yu kendine rehber alıyordu Pol Pot. 20 yaş altı genç ve çocukları hedef aldı. Binlercesini toplayıp geçmişlerini unutturdu. Geçmişe ait ne varsa yok etti. Öyle ki, bu çocuklar kendi anne ve babalarını ihbar ettiler. Hatta anne, baba ve arkadaşlarını kendi elleriyle öldürdüler.
Pot sıfırdan bir toplum oluşturmakta kararlıydı. Artık o yıl herkes, her büyük, küçüğü tarafından öldürülecekti ve öldürüldü de. Bu vahşetin yaşandığı yıl “Sıfır yılı” olarak (Year Zero) olarak yer alacaktı Kamboç tarihinde.
Yıl 1976’yı gösterdiğinde bir 4 yıllık kalkınma pılanı hazırladı. Hazırlanan şeyin bir “kalkınma planı” olması da akla ziyandı.Neden mi?
Pot bu planda ülkeyi 4 yıl içinde tarımda zıplatmayı hedeflemişti. Buraya kadar bir sorun yoktu. Ancak bu hedef için yapışacak tarımsal faaliyette hiçbir teknik ve teknolojik alet veya fikirden yararlanılamayacaktı. İşte sorun buydu.
Sorunun daha büyüğü ise Kızıl Kımerlerin üretilen pirinçleri kendi hanelerine yazması ve bunun sonucunda halkın açlıktan ölmeye başlamasıydı. Kımerlerin naylon torbasında can vermekten kaçan halk,ürettikleri pirinci yiyememekten ölmeye başladı.
-Fkd-
…

Yorumlar
Yorum Gönder