Sosyal Medya
Trol fabrikaları aralıksız çalışıyor ve insanların nasıl
algıladığını etkileyen 'bilişsel çarpıtma' yöntemleri en etkili biçimde
uygulanıyor.
Sosyal Medya
Dünyada üç milyar insan, yani toplam nüfusun yüzde 40'ı
sosyal medya kullanıyor.
Bu 3 miyar insan gündelik stres ve sıkıntılarından
kurtulmanın yolunu bu mecrada arıyorlar.Özellikle Twitter bu konuda sosyal
mecralar arasında bir numara.
Gerek sosyal hayatlarını gerekse siyasal yaşamlarını bu
mecrada şekillendirmeye çalışan insan gurupları, zaman içinde bir çok kez hayal
kırıklığı yaşamaya ve bunun sonucu olarak depresyon ve kişilik bozukluğu
göstermeye meyillidirler.
Özellikle Twitter’da -ister sosyal ister siyasal- kendi
söylemlerine,düşünce biçimlerine taraftar bulmaya çalışanların, yani takipçi
avına çıkanların büyük bir bölümü esasında
gerçek hayatta yalnızlık
çekmektedir. Kendilerini “tatmin” edebilmenin tek yolunun bu tür mecralar
olduğunu düşündüklerinden olası bir elektirik kesimi veya şarj bitiminde dahi
mümüklerinde aksi bir hareketlilik görürsünüz.
Özellikle siyasal alanda “dünyanın kendi etrafında
döndüğünü” düşünenler için bu tür aksilikler olası bir depresyonda debelenmemin
sebebi olabiliyor.
Herkesi kendi gibi düşünmeye zorlayan bu “sosyal medya”
kahramanları günün her dakikasında algı yöntemlerine başvurmayı da ihmal
etmezler.
Twitter’ın algı yönetiminde önemli bir iletişim aracı olarak
geleneksel siyasal iletişim araç ve yöntemlerinden daha etkili olduğunu çok iyi
biliyoruz. Ama bildiğimiz bir şey daha var: O da bu etki alanının reele
kıyaslandığında oldukça sınırlı kaldığıdır.Ama bir çok algı yöneticisi bu
sınrlılığın “sınırsız” oluğunu düşünüyor maalesef.
.Çoğu zaman bu yanlışa siyasi liderlerin de düşmesi elbette
üzüntü verici. Ama gün geçtikçe sosyal medya üzerinden seçim kazanma şansının
olmadığını anlayan siyasetçilerin sınırsız internetlerini uçak moduna alıp
sokağa indiklerini de görmek elbette olumlu.
Siyasilerin meydana inmesi, sosyal medya meydanını bir takım
trollere bırakmasına da sebep oldu tabi ki.
İletişim gücünü sosyal medya platformlarında ispatlamaya
çalışan trollerin kurmuş oldukları ağlar, zaman zaman o kadar etkili oluyor ki
takipçilerine somut hiçbir bilgi sunmadan dahi dakikalar içinde binlerce beğeni
almayı başarıyorlar.
Bu onlar açısından başarı mı bilemem ama onları “başarılı”
gibi gösteren takipçileri açısından baktığımda utanç verici bir durum. Dahası
bu durum ülke geleceği için oldukça da tehlikeli..
İnsanların algılarını yönetmek tarih boyunca, siyasi
aktörlerin veya aktörlerin taraftarlarının temel amaçları arasında yer alır.
Çünkü algıları yönetenler, amaçları doğrultusunda diğer insanları daha kolay ve
daha zahmetsiz bir şekilde yöneteceklerinin bilincindedirler. Bunun için
teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanmak istenir elbette.
Bunun için Tweitter eşsiz bir araçtır. Çünkü ‘anındalık’ ve
az karakterle çok anlatı vardır. Az karakterle sınırlı olması nedeniyle
cümlelerin geri kalanının troller tarafından tamamlanması da cabası.
Özellikle bunun için kurulmuş ‘trol fabrikaları’ bu durumda
aralıksız çalışır ve insanların nasıl algıladığını etkileyen 'bilişsel
çarpıtma' yöntemlerini en etkili biçimde uygular.
Siz istediğiniz kadar somut verilerle açıklama yapın; o açıklamaların
değeri trol fabrikasında üretilen “düşünce ve analizler” kadar önemli değildir
ve fabrikanın ürettiği “malın” alıcıları da kapıda hazır bekler. O fabrikada
‘üretilen “fikirler’de nasıl bir hammadde kullanıldığı da çok önemli değildir
alıcılar açısından. Yeter ki anlık duygularını tatmin edecek işlerlikte olsun!
Bu yoğun üretimi siyaset dünyasında görmek mümkün.
Özellikle, iktidar karşıtlarının (zaman zaman aynı durum iktidar yanlıları için
de geçerli ) - uzun yıllar boyunca kazanamadıkları seçimlerin getirdiği moral
bozukluğu nedeniyle- trol fabrikasında üretim mekanizmalarını daha etkili
kullandıklarını görüyoruz. Tabi bu fabrikada “üretilen düşünce”nin oluşturduğu
dezenformasyon ortamını temizlemek de iktidar açısından oldukça zaman alıyor.
Özellikle sosyal medyanın gücüyle kamusal alanların
tartışmaya açık hale getirilmesi bu zorluğu bir kat daha arttırıyor.
Son zamanlarda (KPSS Sınavı meselesine kadar) iktidarın “ön
alma” komsundaki geciken hamlelerini de eklersek dezenformasyonun temizlenmesinin
ne kadar güç olduğunu anlarsınız. Bu bağlamda iktidarın kararsızları olumlu
biçimde etkileyemeyeceği açık.
Hatta özellikle son dönemlerde iktidarın, halk yararına
yapılan ve çalışma aşamasında olan işlerin “ön alma” “beceriksizliği” nedeniyle halkına duyuramaması ve muhalefetin
bunu etkili biçimde kullanması kararsızlar üzerinde muhalefet lehine olumlu
yansıdığını görebiliyoruz.
Ama unutmayalım ki kararsızların kararsızlığı anlık kararlı
hale gelmez. Onlar, seçime “az kala”- tıpkı muhalefetin adayını bu ‘az kala’da
açıklayacağı gibi- kararlarını verirler.
Ama iktidarın da bu konuda artık tecrübeli olduğunu da
görebiliyoruz. Örneğin KPSS sınavı ile ilgili söylemlere anında müdahale edip
en üst düzeydeki sorgulama mekanizmalarını harekete geçirmesi trol fabrikasını
hammadde den yoksun bırakmış ve üretilenler de çok kullanışlı olmamıştır.
Tabi her zaman muhalif trollerin işe yaramadığını söylemek
haksızlık olur. Bazen iktidarı halk yararına bazı şeylere zorlaması çok nadir
de olsa faydalarından biri olarak görülebilir.
Ama çoğu zaman söylemlerindeki masumluğu gerçek hayatlarında
göremediğimiz trollerin inandırıcılığı “gerçekleri” söyleseler dahi” dikkate
alınmıyor tabi.
Örneğin fabrikada ürettikleri “açız!” cümlesinden (Dikkat
edin; “geçinemiyoruz” denmiyor, “açız” deniyor) hemen sonra çeşitli
fotoğraflarda donatılan masalardaki mutluluk pozlarından onaların hiç te aç
olmadıkları, ‘açları’ da temsil edemeyecek kadar ikiyüzlü olduklarına “açlar”
dahi şahit oluyor.
İnandırıcılıkları olmadığından “açlık” propagandasını
ciddiye alanlar da sadece kendileri gibi “toklar” oluyor.
Benzer bir durum da iktidar yanlılarında olabiliyor. Mesela
ekonomik zorluk varken il başkanlarının ya da yardımcılarının lüks arabada
verdikleri -yapmacık da olsa- pozlar gibi. Haliyle bu pozların ülkenin
gidişatından sorumlu olan iktidara da o pozları görenlerin güveni zedeleniyor.
Bu güveni tekrar tesis etmek için canla başla çalışmak da makul iktidar yanlısı yazar çizerlerin objektif ve eleştirel bakış açılarıyla verdikleri tepkilere kalıyor.
Bereket ki o makul ve öz eleştiriye sahip yazarlar var;ki bu olumsuz etki çok da zaman almıyor..
Bir gün algılarla değil, kendi araştırmacı düşünce ve akıl yeteneğine sahip insanların çokluğunu görmek dileğiyle..
Yorumlar
Yorum Gönder