Bağımsız Filistin Devleti Ne kadar Yakın
Bağımsız Filistin Devleti Ne kadar Yakın
Tüm taraflar Trump’ın duyurduğu anlaşmayı kendi yörüngesine
alıp o yörüngede kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayıp uygulamaya koyma
peşinde.
Tabi bu girişlerin başarılı olması masa başı diplomasi
beceriyle alakalı bir durum. İlk açıklandığı şekliyle önümüze gelen planı her
ne kadar İsrail’in Gazze’yi sinsice
kontrol altına almasına yönelik bir girişim olarak görsem de Özellikle Cumhur
Başkanı Erdoğan’ın devlet akılıyla hareket edip anlaşmayı kendi yörüngesine
sokması anlaşmayı apayrı bir noktaya sürükledi ve her ne kadar
İsrail,-özellikle Netanyahu yanlısı- gazeteleri
“başardık” diye manşet atsalar da aslında onlar da Cumhur Başkanı’nın
anlaşmayı getirdiği noktadan çok da memnun
olmadılar.
Bu günlerde planın HAMAS tarafından kabul edilemeyeceğini düşünen İsrail çok
güvendiği Mahmut ABBAS’dan da ters köşe bir gol yedi.
Mahmut ABBAS kendisiyle röportaj yapan ve barışı savunan
İsrailli aktivistlerle bugün Ramallah’ta bir araya geldi ve uzun bir söyleşi
yaptı. ABBAS röportajında "Birkaç ay önce, (ABD Başkanı Donald) Trump
Filistinlileri sınır dışı etme planı yapmıştı, ancak daha sonra bunu unuttu.Yine
de vatanımızda kalacağız ve Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te bir Filistin
devleti kuracağız" diyor ve onunla röportaj yapanlar arasında İsrail
ordusuna hizmet etmeyi reddeden Iddo Ilam’ın bundan sonraki süreçle ilgili
sorularını oldukça rahat ve kendin emin şekilde cevaplayan ABBAS “bundan
sonraki süreç iki devletli bir çözümle sonuçlanacak zorlu bir süreç olacaktır”
şeklinde cevap veriyor.
Peki ABBAS’ın bu öngörüsü gerçekten gerçekçi mi?
Bu noktada anlaşmanın 19. Maddesinde yer alan "Gazze'nin yeniden kalkınması ilerledikçe
ve Filistin Yönetimi reform programı sadakatle uygulandığında, Filistin
halkının özlemi olarak kabul ettiğimiz, Filistinlilerin kendi kaderini tayin
etme ve devlet kurma yolunda güvenilir bir yolun koşulları nihayet oluşmuş
olabilir." paragrafına dikkat etmekte fayda var.
Bu cümlede başka analistlerin de dikkat çektiği “"Filistin
devleti olma yolunda" koşulları "nihayet oluşmuş olabilir"
cümlesi Filistin’in geleceğine yönelik bir yol haritası çiziyor aslında.
Zaten Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin El Şeyh, bu
gün yaptığı açıklamada, Filistin Yönetimi'nin savaş sonrası Gazze Şeridi'ni
yönetmek ve yeniden inşasını denetlemek için tüm hazırlıkları yaptığını
söylemişti.
Anlaşmanın 20. Maddesinde de, , ABD'nin "barışçıl ve
müreffeh bir birlikte yaşama için siyasi bir ufukta anlaşmak üzere İsrail ile
Filistinliler arasında bir diyalog kuracağı" belirtiliyor. Burada
dikkatimi çeken nokta BM veya diğer arabulucuların değil Amerika’nın
arabuluculuğundan bahsedilmesi..
Şimdi bu maddelerle gelinen noktada Trump’ın Filistin Devleti’nin
varlığından bahsetmesi hatta “terörist” olarak tanıdığı HAMAS’ı müzakerelerin
aktörü olarak tanıması oldukça önemli.
Daha derin bir analistte bulunursak; yıllar boyu yerleşik
olan Amerika’nın Filistin politikasında
ciddi bir değişiklik ya da en hafif iyimserlikle ciddi bir esneklik söz konusu
diyebilirim.
Tabi Filistinliler için teoride olumlu olarak görülen bu
gelişmelerin mimarının sadece Trump veya
sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu çıkarımını yapmamak lazım. Konjonktürel
gelişmelerin İsrail’i masaya oturmaya mecbur bıraktığını da anlamak gerekiyor.
Yani bir yandan İsrail aleyhine yürütülen global ölçekteki
kampanyaların Siyonist lobi tarafından beleki de ilk defa ekarte edilememesi, diğer yandan İsrail
ekonomisinin darboğaza düşmesi ve muhtemel yaptırımlarla daha da kötü bir
gidişata sürükleneceği, başka bir yandan da Amerika’nın bitmek tükenmek bilmeyen
“Siyonist iistekleri”nden ve abartılı harcamalarının oluşturduğu ağır yükten
şikayet etmesi ve de İsrail kamuoyunun kendi menfaatlerini-mesela rehinelerin
bırakılması gibi- gözeterek iktidarlarına yaptığı baskı,son noktada
Cumhurbaşkanı gibi birkaç liderin bu konjonktürü kendi lehine çeviren manevra
kabiliyetleri İsrail’i masaya oturtsan şartlar oldu. Yani daha makro düzeyde bir bakış açısıyla bakmak,
gelişmeleri tek bir nedene veya tek bir kişiye bağlamamak en sağlıklı
değerlendirme olacaktır.
Ayrıca şu anda Filistin devletini tanıyan ülke sayısının
yaklaşık 160 olduğunu, geri kalanlarının da çekimser bir şekilde gelişmeleri
beklediğini düşünürseniz gelinen noktayı ve nedenlerini daha iyi anlarız.
Filistin’i tanıyan ülkelere kıta bazında baktığımızda; Afrika'da
54 devletten 52'si Filistin'i devlet olarak tanıdı, Asya'da ise yalnızca
Japonya, Güney Kore ve Myanmar kaldı; ancak Japonya yakında bunu yapabileceğini
belirtti,Avrupa’da da bu sayı oldukça
fazla.
Yani gelişmeler bir nevi “zafer kazandık” diye manşetler tan
Netanyahu yanlısı Siyonist medyayı yalanlamak için yeterli.
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Abdel
Aziz Aluwaisheg’in de “Filistin devletinin durdurulamaz ivmesine katılmak
için geride kalanlara yönelik halk baskısı artıyor” ifadesi tüm bu
gelişmelerin topyekûn bir analizi olması açısından önemli..
Gelinen noktayı kendi kamuoyuna “zafer” diye yutturmaya
çalışan Netanyahu iktidarı tüm bu gelişmeler karşısında paniğe kapılmış olmalı
ki; bir yandan kamuoyuna açık mecralarda soğuk kanlı ve zafer kazanmış bir
komutan görünümünü verirken diğer yanda
aleyhlerinde gelişen bu gelişmelerin hazımsızlığı ile Batı Şeria'yı bölen büyük
yerleşim birimleri kurma planını aceleyle benimsiyor,Filistin köylerini
yakıp terörize etmek için şiddet yanlısı yerleşimcileri serbest bırakıyor,
iktidarın aşırı sağcı fanatik olan Maliye Bakanı aracılığıyla Filistin
Yönetimi'nin gümrük gelirlerinden elde ettiği yüz milyonlarca doları, Filistin
kurumunu fonlardan mahrum bırakmak için alıkoyuyor.
Ama tabi ne yaparlarsa yapsınlar artık onların zengin
Siyonist lobileri ipin ucunu kaçırdı bir defa.Ve artık etkileri bu kaçan “uç”la
beraber buharlaşmaya başladı. Buna en bariz örnek de yukarıda bahsettiğim “Filistin
fonlarına el koyma”ya karşılık BM’nin Filistin Yönetimi'nin Finansal
Sürdürülebilirliği için Acil Durum Koalisyonu kurmasıdır. Daha birkaç gün
öncesinde Belçika, Danimarka, Fransa, İzlanda, İrlanda, Japonya, Norveç,
Suudi Arabistan, Slovenya, İspanya, İsviçre ve Birleşik Krallık,” Filistin Yönetimi'nin
karşı karşıya olduğu acil ve benzeri görülmemiş mali krizle başa çıkmak için
yeni bir grup kurduklarını” duyurdu;yani İsrail için “geçti Bor’un pazarı..”
Yorumlar
Yorum Gönder