Nörosilahlara dikkat..
Nörosilahlara dikkat..
Günümüzde teknoloji, insanlık tarihinin hiçbir döneminde
olmadığı kadar hızlı bir ivmeyle ilerliyor. Ancak bu ilerleme sadece
konforumuzu artırmakla kalmıyor; aynı zamanda tehdit sahasını da kökten
değiştiriyor. Siber güvenlikten fiziksel savunmaya kadar her alanda yaşanan
değişimler insan için çok yönlü tehditleri de beraberinde getiriyor.
Bu çok yönlü tehditler haliyle insan psikolojisi üzerinde
depresif ve anksiyete bozukluğu gibi onarılması güç sorunlar doğuruyor. Sonra insan,
bu sorunlarla baş etmek için yine o “çok yönlü tehdit”lerle insan ruhuna,
zihnine saldıranların ürettiği Dopamin ve serotonin seviyelerini alt üst eden ilaçlara
muhtaç duruma getiriliyor.
Ve kısır bir döngü içinde kendi zihninin yarattığı sorunun ortaya
çıkardığı psikolojik bunalımıyla uğraşırken insan, düşüncesini, yorum gücünü,
bakış açısını kaybediyor; yani adeta mankurtlaşıyor..
İnsanlık tarihinin büyük bir bölümünde "saldırı aracı" denildiğinde akla fiziksel kuvvet ve mekanik araçlar geliyordu. Kılıçlardan ateşli silahlara geçiş yüzyıllar sürmüştü. Ancak dijital çağla birlikte, saldırı araçları somut dünyadan soyut dünyaya taşınmış durumda.
Mesela sosyal medyada dezenformasyon kampanyaları
aracılığıyla, bireylerin neye inanacakları ve ne hissedecekleri manipüle
edilebiliyor.Burada hedefte olan birey veya toplumu sinir uçlarına dokunularak
içsel bir kaos yaratılıyor ve u içsel kaos yukarıda belirttiğim şekilde insan psikolojisini
bozup insanın rahat ve özgürce düşünmesi, hayatı veya hayatını yorumlaması engelleniyor
ve de insanın karar verme mekanizmaları devre dışı bırakılıyor.
Hal böyle olunca onun adına düşünen onun adına hayatın
algoritmasını belirleyen yapay makinelere ihtiyaç artıyor ve bu ihtiyaç insanı
sadece hayvani ihtiyaçları gideren monotonlaşmış bir varlığa dönüştürüyor. Zira
artık insan için gerçeklik ile kurgu arasındaki çizgi belirgin değildir ve insan,bu
belirsizlik üzerinde sağa sola yalpalanarak hayat yolculuğunu sürdürmektedir.
Beynin çalışma prensiplerini alt üst eden “Nörosilahlar” olarak
tanımladığımız bu saldırı araçları 21. Yüzyılın en modern saldırı araçları
olarak gün yüzüne çıkmış durumda. Kılıç, mızrak veya ateşli silahların bir defa
öldürdüğü insan, bu silahlarla artık bin defa öldürülüyor. Öğrenilmiş çaresizlik
bu “bin defa ölme”nin ta kendisidir; işte yapılan da bu..ve tüm bu yapılanlar
bilişsel dayanıklılığımızı yıkmaya yönelik girişimlerdir. Bir toplumu oluşturan
bieylerin bilişsel dayanıklılığı zayıflamaya başladığında o toplumu
özgür,bağımsız ve özgün bir toplum olarak ayakta tutamazsınız. O toplum tıpkı Venezuela’da
olduğu gibi liderlerinin ülkelerinden kaçırılmasına bile tepki verecek
kararlığı ve bilişi kendinde göremezler. Onlara öğretilmiş bir çaresizliğin
içinde debelenip durular ve asla bu debelenmelerine sebep olanlardan hesap
sorma gibi bir misyona bürünemezler..
Venezuela’daki duyarsızlık yukarında anlatmak istediğime en
güzel örnektir. Bu örneğin alt yapısı yıllarca tüm toplumlarda oluşturulmaya
çalışıldı ve çalışılıyor.
Bu toplumlarda Nörosilahlar vasıtasıyla uzmanların Sinaptik
Plastisite dediğimiz “öğrenme, hafıza ve sorgulama için anahtar” olan
mekanizma alt üst ediliyor ve bu mekanizmanın contası gevşetiliyor. Sağa sola
yalpalanan bozuk mekanik aygıtlar gibi insan, ruh dünyasında sağa sola yalpalıyor
ama tabi bunun yanında da kendi dışına kararlı bir insan imajı vermeye de çalışıyor.
Çünkü saygınlık kazanmak için bu imajı vermesinin zorunluğunu biliyor. Bir iki
şakşakçının beğenisi ile durumu anlık kurtarabiliyor ama iç dünyası halen
Nörosilahların saldırılarından kalan ağır yaralara sahip..
Yaptığım araştırmalara göre insanda “oksitosinin aerosol”
denilen güven hormono nörolilahların en belirgin hedefi konumunda. Güven duygusunu
kaybeden hedef kitlenin telkinlereler kendine yol haritası belirlemesi ve soğulama
yeteneklerinin kaybolması kaçınılmazdır.
Bilişsel savunma araçlarına sahip olmaktan uzak olan insan ve
toplum nörosilahların yoğun saldırıları karşısında sosyal medya aracılığıyla
kendine verilen “beğeni,tıklama” gibi ödüllerle kendini gerçeklikten
uzaklaştırıyor ve bu uzaklaşma duyarsızlaşmayı da berberinde getiriyor; bu beynin
ödül algısı, mekanizması değiştirilerek yapılıyor.
Ez cümle; nörosilahların nihai hedefi, içgüdüsel, duygusal
ve refleksif olarak insanı yaşadığı toplumun sonra devletin ve sonra da liderin
meşruluğunu sorgulayacak psikopatik bir canlıya dönüştürmektir. Ve bu hedef Venezuela gibi bazı toplumlarda yerini bulmuş durumdadır. Bizim bu noktada çok
dikkatli olmamız gerekiyor..
Yorumlar
Yorum Gönder