MOSSAD’ın Gayrı Resmi Şantajcı İstihbarat Operatörü: Epstein
MOSSAD’ın Gayrı Resmi Şantajcı İstihbarat Operatörü: Epstein
Gücün, paranın ve de siyasetin en karanlık noktada kesiştiği
modern tarihin en büyük sapık ve istismar ağına ne yazık ki şahit olduk.
Epstien’in ölüp ölmediğini bilemem (ama yine de ben böyle nüfuzlu birinin öldüğüne inananlardan değilim. Zira gardiyanların ne
hikmetse o gece uyuya kalması,hiç olmayan kamera arızasının ne hikmetse o gece
yaşanmasının yanı sıra Prens Andrew, Bill Clinton, Stephen Hawking, Trump, Bill
Gates gibi dünyanın en güçlü adamlarının yakın dostu olması ve bunların kamera
kayıtlarını elinde bulunduran birinin ölmüş olabileceği ihtimalini çok zayıf
bulanlardanım.) ama geride modern ve belki de tüm insanlık tarihinin sapkın
halkaların birleştiği bir “saadet zinciri” bıraktığı kesin.
Böyle sapkın bir zincirin en baştaki halkasının,yani
Epstien’in onur,namus veya vicdani sorumlulukla hareket edip kendini asmış
olması çok da olası bir durum değil. On yıllarca onursuzluk ve şerefsizlikten
vicdanen en ufak bir rahatsızlık
duymamış birinin, tıkıldığı hapishanedeki gardiyanları satın alıp rahat bir
hayat sürme olasılığı varken intihar için hiçbir sebebi yok;ne vidani,ne ahlaki
ne de insani değerleri olmayan birinin
intihar için ne sebebi olabilir ki?
Eğer Epstien denen pedofili, daha doğrusu tüm zamanların en
azılı çocuk tecavüzcüsü kendini öldürecek kadar vicdani bir rahatsızlık
duymuşsa o zaman ona reşit olmayan kız çocuklarını ve hatta erkek çocuklarını tedarik
ve organize eden Ghislaine
Maxwell neden hayatta? “Ne alakası var?” demeyin..O da en az Epstien kadar
onursuz, ahlaksız ve insani değerlerden uzak ve de nüfuz sahibi biri.
Her sapkınlığı
odağında ve her sapkınlığın hazırlayıcısı ve sunucusu olan Maxwell’ın halen kanlı canlı yaşıyor olması ve medyaya
yansıyan hiçbir konuşa veya itirafının olmaması akla çok da makul gelmiyor.
Oysa Epstien öldüyse kaybedecek çok şeyi olmamalı..
Başka bir konu da
Pedofili Adası” konusu..Tüm
sapkınlıkların mekanı olan "Little St. James" deniilen “Pedofili
Adası” bile şuan mühürlenmiş ya da hemen Amerikan devlet hazinesine aktarılmış
değidi. Ada’yı 60 milyon dolara satın alan Stephen Deckoff bu parayı kime ödedi
veya adayı kimden satın almıştı?
Deckoff, geçtiğimiz
yılda bu adaları "dünya standartlarında bir lüks tatil köyü" haline getirmeyi
planladığını açıklamıştı. Ve gayet keyifli demeçleri basına yansıyordu. Kamuoyunu ve mağdurların yoğun baskısı
sonucunda Amerika bu adaları hazineye aktarıp mağdurlara tazminat olarak
ödemeyi kabul etmişti ama bu da tam olarak netleşmedi.Yani adayı satın alan 60
milyon doları kime ödedi o da muallakta kaldı.
Tüm tarihin en
sapkın saadet zincirini kuran Epstien’in kendisini onurlandıran(!) her bir
konuğuyla veya her bir pedofille ilgili milyonlarca dosya tutması da bu
sapkınlığının bir gayesinin olduğunun apaçık deliliydi.
Nitekim ABD Adalet
Bakanlığı, bu davayla ilgili adanın yönetimi, ziyaretçi kayıtları ve yazışmalarının
ayrıntılı şekilde tutulduğu 3 milyondan fazla yeni belge yayımladı yakın
zamanda.
Yani şunu söylemeye
çalışıyorum: Epstein sadece bir sapkın
değil, ya da kurduğu düzenek sadece klasik bir saadet zincirinden ibaret değil aynı
zamanda istihbarat servisleri (CIA veya Mossad gibi) adına çalışan veya bu
servislere bilgi sağlayan bir aracıydı. Ve bu aracı, her ülkenin “kırmızı
kitaplarının” peşindeydi.
Mesela yayınlanan
belgelerde Rus milyarderlere yapılan atıflar, uluslararası forumlar, mali işlemler veya
Rusya'nın “ekonomik elitini” etkileyen siyasi gelişmeler teker teker ele alınmış, Uluslararası Ekonomik Forumu'a
katılan Rus oligarkların listesi tutulmuş.
Tabi gündemde Rusya
olduğu için Rusya’yı örnek verdim..
Ama hemen hemen her
Avrupa Devleti’nin kırmızı kaplı kitaplarına ulaşma yönünde yoğun bir gayret
var. Örneğin eski Fransa Cumhur Başkanı Sarkozy'nin eski siyasi
danışmanı Olivier Colom’la Epstein arasında aracılar vasıtasıyla yoğun
temaslar olduğuna dair belgeler de ortaya çıktı. Fransa’daki en kilit ortağı,
ünlü modellik ajansının ünlü modeli Jean-Luc
Brunel Epstein’in saadet
zincirinin "Avrupa ayağı" ve "tedarikçisi” olarak biliniyor. Tabi
Fransız yargısı bu karanlık ağın karanlık yüzlerini açığa çıkarmakta oldukça zorlanıyor,
zira en kilit isimler birer birer hapishanelerde intihar ediyor.
Peki ya diğer
devletlerle olan münasebetleri?;mesela İngiltere?
Epstein burada da İngiliz
medya patronu Robert Maxwell’in kızı olan Ghislaine Maxwell ile sıkı bir bağ
kurmuş.
Kendisi seks ticareti ve reşit olmayanları ayartma
suçlarından 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2026 belgelerinde, Maxwell’in,
kurbanları yani reşit olmayan kızları"masöz" kılıfıyla Prens Andrew gibi isimlere nasıl
sunduğuna dair yeni e-postalar ortaya çıktı. Tabi bu iğrençliği Prensi’in
Epstein’in mülklerinde çekilmiş fotoğrafları
kanıtlıyor.
Prens’in
sapkınlıkları sadece sapkınlıkla mı kaldı bilemem ama İngiltere'nin eski ABD
Büyükelçisi Lord Peter Mandelson pek öyle sapkınlıkla yetinmemiş 50.000
sterlin karşılığında hükümetteki
görevi sırasında gizli bilgileri Epstein’e sızdırdığına dair somut belgeler de
var.
Ama Fizikçi ve İngiliz
vatandaşı Stephen Hawking’in hakkını yemeyelim;adamı aracılarına çok yüz
vermemiş..
En korkunç olan da Epstein’in
"Lolita Express" olarak bilinen özel uçağının uçuş kayıtlarında
neredeyse tüm İngiliz İş adamlarının isimleri listelenmiş ve adım adım
izlenmiş.
Bu devletler “saadete”
katılır da Almanlar geri kalır mı?
Almanya’nın en büyük
bankası olan Deutsche Bank Epstein’in Almanya’daki finansal ağıdır. Üstelik bu Banka,
Epstein’in çocuk istismarı suçundan hüküm giydiği bilindiği halde onunla
çalışmaya devam etti.
Epstein arasındaki
e-postalarda, dönemin şansölyesi Angela Merkel’i zayıflatmak ve Almanya’daki
sağcı yükselişi fonlamak üzerine stratejiler tartışıldığı görülüyor. Epstein'in
bu görüşmelerde "Avrupalı liderlerle birebir görüşmeler organize edebileceğini"
belirttiği iddia ediliyor.
İtalya peki?
Burada da meşruiyet
kazanmak için dini kurumları kalkan olarak kullanmaya çalışmış. 2000’li yılların başında bazı hayır
kurumlarına büyük meblağlarda bağış yapmaya çalışmış. Ayrıca Milano'daki moda
dünyasına da sızmış, modellik
ajanslarını "yetenek avcılığı" adı altında ziyaret etmiş ve buradan
seçilen bazı genç kızları da özel uçaklarla New York’a götürmüş.
Zaten İtalyan
savcıları, reşit olmayan kızların Milano üzerinden yurt dışına kaçırılması
iddialarını ve dosyaları derinlemesine incelemeye başladı.
Avrupa’da hemen
hemen her ülkede bağlar kurmuş olan Epstein Afrika’yı da bir "av
sahası" ve "finansal kaçış noktası" olarak kullanmış.
Mesela reşit olmayan
çocukları "uluslararası modellik" vaadiyle kandırdığına dair belgeler
var. Mandela'nın çevresindeki
nüfuzlu isimlere sızma çabası da çok da olumlu sonuçlanmamış. Ayrıca
belgelerde 1980’lerde bazı
diktatörlerin ve savaş ağalarının yurtdışına kaçırdığı veya onlardan çalınan
paraların izini sürerek komisyon aldığı ortaya çıkmış.
2002 yılında Bill
Clinton’la AIDS ile mücadele adı altında Afrika gezisi yapmış ama gerçek niyetinin hayırseverlik olmadığı net.
Çünkü burada hayırseverlik faaliyetlerinde çok liderlerle şahsi ilişkilere
girme çabası ön planda.
Türkiye’nin de
Epstein için “insan kaynağı” merkezi olarak görüldüğünü biliyoruz. Türkiye
ayağı ile ilgili Savcılarımızın çalışmaları sürüyor.
Şimdi;böyle bir
aracının(MOSSAD ve CIA için bir aracı) bulunduğu hapishanenin gardiyanlarının
nöbetlerinde uyuya kalması veya kamera sisteminin olağan şekilde devre dışı kalması akla ve
mantığa sığacak bir durum değil. Akla
mantığa uymayan gelişmelerden biri de Epstien’in kolundaki dövmelerin cesedinin
fotoğraflandığı anda yok olması. Bu bile zihinleri soru işaretleriyle
doldurmaya yeter.
Epstein
sağlığındayken sadece pedofili gibi sapıklıklarla konuklarını tuzağa düşürmekle
yetinememiş cinayetler de işletmişti. Muhtemelen kurduğu saadet zincirinin
halkalarından birileri zincirin kendisinden kurutulmak istemiş olacak ki çıkan belgelerde iki kadının boğularak öldürüldüğü
yer aldı.
Şimdi yukarıda anlatılanların
ve anlatılmayan milyonlarca bağlantı ve sapkınlıkların tamamının kaydının
tutulması da ayrı bir vaka..Aslında ayrı bir vaka da değil. Düpedüz İstihabari
faaliyetler.
Mesela resmiyete
dökülen hatırı sayılır bir gizli tanığın “Epstein’in aslında bir "İsrail
istihbarat varlığı olarak faaliyet gösterdiğine ikna olduğunu” söylemesi,
Mossad’ın doğrudan Epstein’in avukatı Alan Dershowitzdan sık sık bilgi aldığı, Eski
İsrail Başbakanı ve Savunma Bakanı Ehud
Barak’ın Epstein ile sıkı dostluğu ve Belgelerdeki
bir iddiaya göre Epstein'in bir casus olarak "eğitilmesinde" veya
"yönlendirilmesinde" rol oynaması, Epstein’in suç ortağı Ghislaine
Maxwell’in babası Robert Maxwell’in e-postalarında bu sapkınla olan
bağlantıları ve Maxwell’in ölümünden sonra İsrail’de MOSSAD’ın en üst yetkililerin katıldığı devlet
töreniyle gömülmesi, belgelerde
Epstein’in bir arkadaşına yazdığı e-postada, “Kaddafi sonrası Libya’nın
dondurulmuş varlıklarını ele geçirmek için MI6 ve Mossad ajanlarından destek
alınması gerektiği”ni önermesine yönelik bulgular, CIA’nın da Epstein’in
mülklerini veya finansal merkezlerini ve
hatta sonradan çıkan belgeye göre uçağını dahi paravan olarak kullanması,
Sadece CIA,MOSSAD için değil M16 gibi istihbarat servisleri tarafından adeta
dokunulmaz olarak kollandığı gibi daha bir çok karanlık ilişkileri göz önüne
aldığımızda Jeffrey Epstein vakası, finansal bir saadet zinciri ile başlayıp, çok daha
karanlık ve tamamen istihbarat operatörlüğü bir suç şebekesine dönüşen, modern
tarihin en karmaşık skandalıdır dersek yeridir.
Yorumlar
Yorum Gönder