Filistinlileri İsrail Gazze’de, Avrupa kendi topraklarında öldürdü..
Filistinlileri İsrail Gazze’de, Avrupa kendi topraklarında
öldürdü..
Teolojik sapıkların Gazze’de neler yaptığını hepimizi
biliyor ve yaptıklarına şahit oluyoruz. Zaman zaman Avrupa’da bu teolojik
sapıklara karşı cılız sesler yükselince “Avrupa uyanıyor” umuduna kapılıyoruz.
Aslında o sapıkların o toprakların bizzat kalbinde bu katliamları
gerçekleştirirken Avrupa’nın da vaktiyle kendi topraklarında gerçekleştirdiğini
hatırlamamızda fayda var.
Tarihler 1972’yi gösterdiğinde Avrupa’nın bir çok noktasında
Filistinliler Fransız, Alman veya İngiliz istihbaratının MOSSAD’la yaptığı
operasyonlarla bir çok Filistinli entelektüel suikasta kurban gitmişti.
O dönemde 1972 Münih Olimpiyatları vardı ve bir gurup
Filistinli İsrailli sporların bulunduğu oteli basıp iki İsrailli sporcuyu
öldürmüş, 9 İsrailli sporcu ve
antrenör rehin almış ve rehinelerin İsrail hapishanelerindeki 234 Filistinli mahkûmun serbest bırakılması
halinde serbest kalacağını duyurmuşlardı. Alman polisi rehine krizini çözmek için operasyon düzenledi. Rehineler ve
saldırganlar helikopterlerle Münih yakınındaki bir hava üssüne götürüldü. Bu
kurtarma operasyonu sırasında İsrailli
sporcu öldü.
İşte Avrupa’nın dört
bir yanında Filistinli avı bu olaya başladı. Her kötülüklerinin başlığına “Tanrıyı”
yazan bu teolojik sapıklar bu “avlanma” operasyonlarına da “Tanrı'nın Gazabı
Operasyonu” diye isim koydular.
Temel amaç aslında
saldırganları veya hücreleri dağıtmak değildi; asıl amaç, Filistin
mücadelesine son vermek için Filistin
Kurtuluş Örgütü'nü yok etmekti. Bu operasyona başta Fransa olmak üzere bir çok
Avrupa ülkesinin istihbarat servisleri dahil oldu.
Hedeflerden biri
Filistin hareketinin Avrupa’daki önemli isimlerinden Mahmud Hamşari’ydi.
Onun ölümünü “patlayıcılarla
uğraşırken öldü” şeklinde yutturdular kamuoyuna. Aslında öyle değildi;bir
İtalyan gazeteci tarafından arandı ve kendisinin olup olmadığı teyit edildikten
sonra telefona yerleştirilen bombayı harekete geçirdiler ve telefon
kapandığında infilak etti.Yani “Hamşeri siz misiniz?” sorusuna “evet” dedikten saniyeler
sonra bomba patladı ve Hamşeri orda parçalandı. İsrail onun Filistin’de defnedilesine
karşı çıkınca da Paris’te defnedildi.
Avrupa o dönemde
MOSSAD’la oldukça sıkı fıkıydı.
İsrail Başbakanı
Golda Meir Filistin Kurtuluş Örgütü üyelerine suikast düzenlemek için Avrupa’nın
çeşitli ülkelerinin istihbarat elemanlarından oluşan bir gurup kurdu;tarih Elül
172’ydi. Ve sorgusuz sualsiz ortadan kaldırmalar başladı.
Bu bilgiyi bize
veren İsviçreli araştırmacı Aviva Gutmann’dı. Gutmann “Tanrı'nın Gazabı
Operasyonu: Avrupa İstihbaratının Gizli Tarihi ve Mossad Tarafından
Gerçekleştirilen Suikastlar” adlı kitabını piyasaya sürdüğünde Alman, Fransız
ve İngiliz istihbaratından bir çok defa baskıya maruz kalmıştı. Ama kitap toplatılamadı.
“Ekim 1971'de
İsrail, Avrupa'daki Filistinli terörist faaliyetleri hakkında uyarı ve bilgi
alışverişi yapmak için şifreli bir istihbarat kanalı açmayı önerdi. Bu kanal,
"kilovat" kodlu telgraflar gönderdi. Böylece etkili bir işbirliği
mekanizması geliştirildi. İstihbarat teşkilatları, Filistinli örgütleri takip
etmek ve teröristlerin çalışma yöntemleri, planlanan saldırılar, silah
tedarikleri ve terörist yöntemlerdeki yeni yenilikler hakkında bilgi
alışverişinde bulunmak için her gün kilovat kodunu kullandı.” diyordu kitapta.
MOSSAD ve İsrail iç
istihbaratı Shinbet bu yolla yüzlerce Filistinliyi fişlemiş ve yedikleri yemeğe
kadar haklarında her dataya vakıf olmuşlardı.
Bir yıl içinde
Avrupa'da on kişi öldürüldü, bunlardan üçü Fransa'daydı.
Mesela Filistinli entelektüel
Wael Zoaiter, Mahmoud Hamshari, akademisyen Basil Al-Kubaisi bu isimlerden
bazılarıydı.Ve bunların her biri farklı Avrupa ülkelerinde yaşıyorlardı. Ce
hepsi Avrupa’nın çeşitli istihbarat servislerinin aracılığıyla öldürüldüler.
Biz MOSSAD’ı her
şeye hakim bir istihbarat servisi olarak zannetsek de aslında bu servis gücünün
neredeyse tamamını Avrupa istihbaratından alıyordu.
Yorumlar
Yorum Gönder