Amerika soğuk savaş sonrası uyduruk bir “Pasifist doktrin”le Avrupa’yı Pasifize etmişti..

 

Amerika soğuk savaş sonrası uyduruk bir “Pasifist doktrin”le  Avrupa’yı Pasifize etmişti..

Avrupa Soğuk Savaş sonrasında Mahatma Gandhi’nin “pasif direnişini”  devlet politikası olarak  “Pasifist doktrin” adıyla uygulamaya çalıştı. Bu doktrinin ana parolası “savaşa hayır!” dı.

Soğruk svaş sonrası özellikle Batı Avrupa’nın neredeyse tamamının “pasifist” eğilimde olduğunu biliyoruz. Bu eğilimin artmasında Amerika’nın bu devletleri NATO adı altında kendi “nükleer şemsiyesi” altında toplaması etkili oldu. Tabi o dönemde kamuoylarının savaş karşıtı eylemlerinin etkisini de göz önünde bulundurmak lazım.

Bunu göz önünde bulunduruyorsak CIA’nın  bu toplumsal hareketlerdeki etkisini de göz önünde bulundurmamamız lazım. Çünkü CIA’nın o dönemde bu günleri öngörür gibi uzun vadeli politikalarından en önemlisi Avrupa’yı sözüm ona NATO güvencesiyle silahsızlandırıp Amerika’ya muhtaç hale getirme politikası veya çalışmasıdır.

Neyse ki Avrupa’nın tamamı bu yemi yutmuş değildi; muhtemelen Fransa bu NATO şemsiyesi şeyisinin bir yem olduğunu fark retmiş olmalı ki kendi nükleer silahını üretmeyi başardı.

Gelinen noktada Amerika şemsiyesi altındaki Avrupalıları sırılsıklam ıslandırmayı kafasına koymuş görünüyor. Kendilerini askersiz,silahsız ve ekipmansız bırakan ağababaları şimdionları terk etme  düşüncesinde olunca Avrupalılar ABD'ye olan bağımlılıklarını -askeri, ekonomik ve teknolojik olarak- “daha temelden ve kalıcı olarak azaltmaları” gerektiğine yönelik değerlendirmeler yapmaya başladılar.

Avrupalılar bu değerlendirmeyi şimdi  yaparken bundan 4- 5 ay önce “Avrupa’nın Amerika’ya karşı ortak cephe açması çok mu zor?” başlıklı yazımda daha Avrupa merkezli bir NATO’nun oluşmasının mümkün olup olmadığına yönelik analizimi yazmıştım. O gün yaptığım değerlendirme şuan Avrupalı yetkililerin açık görüşü haline geldi; yani “daha Avrupai bir NATO ”görüşü.

Bir Avrupalı yetkilinin “ABD'ye daha az bağımlı, daha özerk bir Avrupa olasılığı, gelecekte önemli gerilimlerin tohumlarını taşıyor. Bu gerilimlerin yönetimi, Atlantik'in her iki yakasında da daha stratejik düşünmeyi ve dikkatli yönetimi gerektirecektir.” Şeklindeki sözleri Amerika’dan bağımsız bir savunma ortaklığına olan ihtiyacı gözler önüne seriyor.

Halihazırda Avrupa’nın bırakın  Ukrayna’yı destekleyip bu ülkeyi Rusya ile aralarında tampon bölge olarak kullanmasını, kendi kıtasını koruma kapasitesi  bile yok. Analistlere göre Avrupa'nın yeniden silahlanması için en az beş ila on yıla ihtiyacı var.Ama aynı analistlere göre  Rusya da  dört yıl gibi kısa bir süre içinde NATO topraklarına bir saldırı girişiminde bulunabilir. 

Tabi analistlerin 5 yıllık öngörüsü çok iyimser ve hayali gibi geliyor bana. Avrupa’nın ortak savunma mekanizmasına ihtiyacı var evet ama ondan önce bir çok konuda ortak vizyonda buluşmaları gerekiyor. Almanya ile Fransa; Fransa ile İngiltere, Almanya le İngiltere ve İtalya arasında çözülmesi zor sorunlar ve bilinmeyen denklemler oldukça fazla.

Aslında bu dönemler Amerika’dan kopup bağımsızlıklarını ilan etmeleri için büyük fırsat sunuyor.

Mesela Soğuk Savaş Dönemi’nde nasıl ki  kamuoylarında “pasifist” ve “savaş karşıtı” eğilimler fazla ise bu dönemde de Amerikan karşıtlığı oldukça fazla ve bu karşıtlık oranı zirve yapmış durumda. Mesela bırakın İngiltere İspanya ve İtalya’yı, Danimarkalılar arasında bile Amerikan karşıtlığı son birkaç aylık dilimde %24’ten %84’e çıkmış durumda.

Durum buyken Avrupa liderleri, seçmenleri arasında giderek artan bir şekilde ABD'ye şüpheyle yaklaşan, AB yanlısı akıma yanıt verme ihtiyacını hissedecekler. Birçoğu zaten daha güçlü bir Avrupa ve ABD'den ayrılma çağrısında bulunuyor. 

Bu çağrılar teoride ya da sözde de kalmıyor aslında;“Security Action for Europe” olarak bilinen “Avrupa için Güvenlik Eylemi” ya da kısaca SAFE denilen oluşumu çalışmaları hızlanmış durumda.  Yani Avrupa Stratejik özerkliğin elde edilmesindeki atılacak olan ilk adımın savunma sanayilerinden, Amerikan menşeli olmayan mühimmatlar üretmekten geçtiğinin farkında.

Fransa için bu notada sorun yok ama Almanya için stratejik özerklik için gidilecek bir hayli yol var. Bunun için çalışmalara hemen başladı tabi Almanya; ise, Bundeswehr olarak bilinen silahlı kuvvetlerinin modernizasyonuyla başladı.

Diğer Avrupalı liderler de tüm enerjisini değişen Amerikan politikasına karşı önlem almaya haracamış durumda;zira Trump’ın, Harry Truman'dan bu yana geçen 15 başkanlık döneminde titizlikle takip edilen NATO ve Avrupa’nın güvenliğinin önemine yönelik Amerikan  dış politikasını değiştirip  yeniden şekillendirdiği bu dönemde -Rus yayılmacılığına karşı-  Avrupalıların hazırlıksız yakalanması onları mekik diplomasisine yöneltmiş durumda.

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zelensky ve Kolomoisky..

Ne ara insanlığınızı kaybettiniz! “Benden Olmayan Herkes Ölsün” Duygusu

Trump’ın Stratejik Başarısızlığı

Münih Güvenlik Raporu: Yıkım sürecine girdik

Kürt Sorunumu Terör Sorunu mu?

Mossad & CIA işbirliği mi?

Trump Kontrolü kaybetti.

Üç harfli İngiliz piyonları: SAS

Avrupa’nın Amerika’ya karşı ortak cephe açması çok mu zor?