Savaşın Sessiz Silahı: Coğrafya

 

Savaşın Sessiz Silahı: Coğrafya

Biz özellikle 12 gün savaşlarında ve bu savaşın da ilk haftalarında İran’ın fabrikalarında üretilen füzelerini, İHA’larını  konuştuk, ancak esasen İran’ın asıl gücünün hiçbir fabrikada üretilmeyen bir noktadan geldiğini son haftalarda fark eder olduk:Coğrafya

Yani Dünya İran'ın nükleer programını yakından izleyedursun, İran'ın coğrafyagibi  çok daha önemli ve etkili bir  stratejik kozunun varlığına hepimiz şahit olduk.. Ve Milyarlarca dolar savunma sistemleri onların bir savunma hattına dönüştürdükleri coğrafya kozu kadar etkili olmazdı ve olamadı da..

İran’ın coğrafyayı bir silaha dönüştürmesiyle Dünya devletleri küresel petrol arzının %13'ünden fazlasının ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının yaklaşık beşte birinin aniden kaybıyla mücadele etmek zorunda kaldı.

İran bu stratejik kozunu son noktaya kadar kullanmayı düşünmedi aslında;ta ki dini liderleri Ayetullah Ali Hamaney'in 28 Şubat'taki saldırıda öldürülmesine kadar..Çünkü bu saldırı, “düşmanlarının” oyunun kurallarının dışına çıktığının göstergesiydi ve bu kural dışı girişimlerinin sonuçlarından  sadece  “düşmanları” değil tüm dünya devletleri ve halkları  iliklerine kadar hissederek haberdar olmalıydı İran’a göre;ve öyle de oldu.

İran, Amerika ve İsrail’e  sahip oldukları en önemli silahın nükleer bir bomba değil coğrafya olduğu mesajını net olarak vermiş durumda.

İran’ın sahip olduğu coğrafyanın stratejik önemini  sadece Orta Doğu’nun değil, tüm dünyanın üzerine Demokles’in kılıcı gibi sallandırması, zincirleme reaksiyona sebep olarak Ortadoğu’dan başlayan ve savaşın bir tarafı olan Amerika’ya kadar uzanan kötü bir yansımaya sebep olduğunu hepimiz gördük;ve üstelik bu etkiyi sadece 3 km’lik genişliğe sahip sığ bir  geçitle yapmayı başardığını da..

Evet;İran’ın hemen hemen bütün alt yapıları hasara uğradı ve milyarlarca dolar zarara sokuldu ama İran'ın dünyanın petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği bir deniz geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'na kimin girip girmeyeceğini kontrol etmesini engelleyemedi.

Peki, gemiler başka yoldan gidemez mi?" sorusu akla gelebilir. Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e uzanan boru hatları veya BAE’nin Umman Körfezi’ne çıkan hatları var. Ancak bu alternatifler, Hürmüz’den geçen günlük yaklaşık 20 milyon varillik petrolün ancak küçük bir kısmını taşıyabilir. Yani, Hürmüz’ün alternatifi yine Hürmüz’dür.

İran artık bir nükleer silaha ihtiyacının kalmadığını, nükleer güçten çok daha global ölçekte etki yaratan ve nükleer bombalar kadar gürültü çıkarmayan bir silahın farkına varınca bu  sessiz silahın avantajlarını çok daha farklı versiyonlarda hissetmek ve kullanmak için çeşitli oyun planları kurmaya başladı.

Amerika’nın gerek Çin’den gerekse Rusya’dan üstü kapalı, mağrur ama yardım muhtaç bir imajla yardım isteme yollarını arayadursun İran tüm olasılıklara hazır oluğunu açıklamaktan geri durmuyor.

İran’ın sessiz silahı olan ccğrafyası elbette sadece Hürmüz’le sınırlı değil: Kuzeybatı sınırından Türkiye'ye kadar uzanan ve Hürmüz Boğazı'na kadar inen geniş bir engebeli dağ kuşağı var.  burada Körfez'deki denizciliği tehdit etmek için ihtiyaç duyacağından çok daha fazla insansız hava aracı ve füze depolayabilir, saklayabilir, üretebilir ve fırlatabilir.

Zaten Jeopolitik literatürde İran, "aşılması imkansız bir kale" veya "doğal bir tahkimat" olarak nitelendirilir. Batıda Irak sınırından başlayıp güneye inen Zagros Dağları ile kuzeydeki Elbruz Dağları, ülkenin dış dünyadan ayıran devasa duvar  görevini görürken, bu dağlık arazi, modern orduların zırhlı birliklerinin, tanklarının ve lojistik hatlarının ilerlemesini engeller. Kevir ve Lut çöllerinin etkisini söylemeye gerek yok

İran Devrim Muhafızları, bu arazileri iyi bilerek düşmanı dar geçitlerde yakalama (pusu kültürü) ve "Yeraltı Füze Şehirleri" kurma konusunda uzmanlaşmıştır. Bu nedenle Hürmüz’ü kontrol altına alan “sürü teknolojisi” dediğimiz saldırı ekipmanları da çok rahat şekilde Trump’ın “bitirdik” iddiasının aksine üretilmeye devam edilmiştir. Ve bu üretilenler dağların oyulmasıyla yapılan yüzlerce metre derinlikteki yeraltı sığınaklarında ve üslerde gizlerler ve bu “gizleme” üretilenleri uydulardan ve hava saldırılarından korur.

Gerek aşılması zor “kalelerle” gerekse Suriye ve Lübnan üzerinden Akdeniz’e uzanan koridorlarıyla savaşı dışarda tutmayı başarmıştır. Olası bir kara savaşında da bu durum değişmeyecek ve “düşmanı” ilk karşılayanlar Yemen'de Husiler, Lübnan'da Hizbullah olacaktır.

Trump’ın İran’ı nükleer silah üretmekten vaz geçirme çalışmaları aslında İran için çok da önemli değildir. İran bu meseleyi Amerika ve İsrail’in önüne atılan bir çeşit kemik olarak görmektedir.Yoksa 2015 nükleer anlaşmasına neden imza atsın?

Chatham House'un 2019 tarihli bir raporu da “ İran'ın asimetrik yeteneklerini -özellikle balistik füzelerini ve bölgedeki vekil gruplarını harekete geçirme yeteneğini- ulusal güvenliği için hayati önemde gördüğünü belirlemiştir. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kontrol etme yeteneği de bu stratejinin bir diğer ayağıdır.”

İran yavaş yavaş kendisi için hiç de önemli olmayan bu nükleer pazarlıkta Trump’la arayı bulacaktır ama bunu yaparken de Trump’a ya da Amerika’ya” savaşın galibi” hissiyatını tattırmayacak bir şekilde yapacaktır.

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zelensky ve Kolomoisky..

Ne ara insanlığınızı kaybettiniz! “Benden Olmayan Herkes Ölsün” Duygusu

Trump’ın Stratejik Başarısızlığı

Münih Güvenlik Raporu: Yıkım sürecine girdik

Kürt Sorunumu Terör Sorunu mu?

Mossad & CIA işbirliği mi?

Trump Kontrolü kaybetti.

Üç harfli İngiliz piyonları: SAS

Avrupa’nın Amerika’ya karşı ortak cephe açması çok mu zor?