Kayıtlar

Kibrin aç gözlülüğün ve ikiyüzlülüğün ateşinde Amerika..

  Kibrin aç gözlülüğün ve ikiyüzlülüğün ateşinde Amerika.. Los Angeles'taki yangın halen kontrol altına alınmış değil. Neden çıktığı da bilinmiyor,nasıl kontrol altına alınacağı da.. Her ne kadar   Los Angeles emniyet yetkilileri, West Valley bölgesinde bir kişiyi kundaklama şüphesiyle gözaltına alsa da nedeniyle ilgili halen bir sonuca ulaşmış değiller. Sözüm ona süper güç bir devlet için   yangının kontrol altına alınamamasının sebebi olarak kendi acziyet ve zaaflarını gösterecek değiller elbette. Onlara göre tek suçlu Santa Ana rüzgarları. Yani Santa Ana rüzgarları olarak bilinen güçlü rüzgarlar, yangının hızla yayılmasını sağlıyor ve bu da yangının kontrol altına alınmasını güçleştiriyr;yoksa   “dünyanın jandarması” neden kontrol altına almazsın ki! Ha tabi bir suçlu daha var ve bu suçlu yine doğadan. Doğanın kendisi. Yani iklim değişikliği. Öyle ya!;Biden bu yangının sebebi olarak iklim değişikliğini işaret etmişti bir güm önce. Tabi başlamasını iklim ...

Cezayir Milli Marşından çıkarılan bölüm marşa yenide eklendi..

  Cezayir Milli Marşından çıkarılan bölüm marşa yenide eklendi.. Cezayir 1830 ile 1960 yılları arasında Fransa sömürgesinde kalmıştı. 1962’ye gelindiğinde bağımsızlık mücadeleleri sonuç verdi ve nihayet mücadeleler 5 Temmuz 1962'de Fransa'dan bağımsızlığını ilan etmesiyle sona erdi. Cezayirlilerin Fransızlara karşı ilk ciddi   baş kaldırışı 1 Kasım 1954'te oldu. Bu süreçte   1,5 milyon Cezayirli yaşamını yitirdi. Aslında undan önce ilk isyan kıvılcımını yakan Emir Abdullah olmuştu. Emir Abdülkadir'in 1832'de başlattığı ve 1847'ye kadar sürdürdüğü isyan 1954’e gelindiğinde büyük çapta bir halk ayaklanmasına dönüşmüştü. “Yerleşimci” adıyla mazlum toprakları gasp etmek sadece Siyonistlere özgü bir tutum değil;bu tutumu Cezayir’i işgal ettikten sonra 1 Milyon “yerleşimci” gönderen Fransa da sergiledi. Fransa orada çok sayıda Amerika kolonileri benzeri koloniler kurmuş , her ne kadar sömürge statüsünde olmadığını dünyaya duyurmuş olsalar da sömürgelerinden ...

Hadi iyisiniz! 10 bin adım atmanıza gerek yok..

  Hadi iyisiniz! 10 bin adım atmanıza gerek yok.. Kullanıcıları motive ediyor mu etmiyor mu bilmiyorum şu akıllı telefonların adımsayarı ama sanırım adım atma sayısı ile ilgili bazı fikirleriniz (karşıma çıkan çeşitli makale ve yazılardan bir toparlama yaptığım) bu yazıdan sonra değişebilir.. Aslında dünyada 4.5 Milyar kişinin akıllı telefonu olduğunu varsayarsak nüfusun büyük bir bölümü hareket halindeyken bile dijital ortamdan uzaklaşmadığı için kendine en uygun egzersiz yönteminin de adım atmak olduğuna karar vermiş gibiler. Hal böyle olunca zeki yazılımcılar bu keyfiliği ticarete döküp adımsayar programları oluşturulmuş ve milyarlarca dolara ilgili şirketlere satmışlar ve de insanlara bilim insanları aracılığıyla bu yönde motive edici açıklamalar yaptırmışlar; işte günde 5000 bin adım,8000 adım ve daha da arttırılarak 10 Bin adım..gibi..Ve son kertede 10 bin adım insanlar için(geneli için) hedef haline gelmiş. Ama ya hedefi tutturamayanlar? Onlara makale ve yazılardan...

Savaş’a rağmen ayakta kalan Rus ekonomisi..

  Savaşa rağmen ayakta kalan Rus ekonomisi.. Savaşa ve yaptırımlara rağmen Rus ekonomisinin nasıl ayakta kaldığını merak edip araştırmadan Türkiye ile kıyaslama cehaletinde bulunanlara bir nebze olsun yardımcı olursam bu yazıda kendimi bahtiyar hissedicem.. Peki mesele nedir? Evet iki yıl önce AB ülke medyalarına göre Rus ekonomisi tamamen çökmüş ve Ruslar 1917 Devrimi’nin koşullarını yaşamaya başlamış ve daha önce Amerika için yazılan “Gazap üzümleri” romanını bu kez Ruslar için yazmaya çoktan başlamışlardı. Ama tabi bu AB medyasının temennisinden başka bir şey değildi. Eevet;2022 yılının Mart ayında Rus rublesi ciddi oranda değer kaybetmişti. Gazprom ve Sberbank gibi dev şirketlerin Londra'daki değeri yüzde 97 düşmüştü. Savaşın getirdiği panikle Rus bankalarının bankamatiklerinin önünde kuyruklar oluşmaya başlamıştı. Bunu inkar etmedik lakin bunun Batı medyasınca Rusya açısından sürekli bir facia olarak gösterilmesi de geçici etkileri olan bir propaganda olmasından ötey...

Hamaney suikastının ayrıntıları açığa çıkmaya başladı..

  Hamaney suikastının ayrıntıları açığa çıkmaya başladı.. İsrail’in kalleş bir suikast sonucu ortadan kaldırdığı Hamaney   suikastına yönelik ayrıntılar açığa çıkmaya başladı. Hamaney’in Devrim Muhafızları'nın gizli ve en güvenilir yerleşkesinde üstelik yatak odasında bir patlayıcıyla önce ağır yaralanan ve sonrasında aynı yerde son nefesini veren şehti Hamaney’i o şekilde gören yardımcısı Halil el-Haya elleri başında uzun süre donup kalmıştı. İsraillilere göre bu operasyon Mossad   tarihinin en cesur ve en karmaşık operasyonu olarak tarihteki yerini almış durumda. Zaman geçtikçe operasyonun ayrıntıları da ortaya çıkmaya başlıyor. Hamaney ’in kaldığı yer Tahran'ın Saadat Abad mahallesinin en güvenli yerinde bulunuyordu. Misafir edildiği binanın etrafı yüksek beton duvarlarla çevriliydi ve en gelişmiş güvenlik sistemlerine sahipti. Ve bu yer   İran Devrim Muhafızlarının gizli konaklama tesisi olan Neshat kompleksi içinde yer alan bir yerdi. Ulusal Güvenlik Ç...

İsrail’i Açıkça Eleştirebilen Son Ve Tek ABD Başkanı: Jimmy Carter

  İsrail’i Açıkça Eleştirebilen Son Ve Tek ABD Başkanı: Jimmy Carter 1948’de Yahudi Devleti’nin kuruluşundan bu güne   kadar biri hariç   hiçbir Amerikan başkanı İsrail’in eylemlerinin haklılığını veya haksızlığını sorgulamamıştı. Bu Siyonist kölesi Başkanların katagorisine koyamayacağımız biri olan Jimmy Carter 100 yaşında hayatını kaybetti. Zaman zaman Siyonist elitlerin baskısına boyun eğmiş olsa da Jimmy Carter   hariç hiçbir ABD başkanı, İsrail'in Filistinlilere dayattığı sisteme apartheid adını vermeye yanaşmamıştı. Aslında genel olarak fikir ve düşüncelerine ya da söylemlerine ya da kurduğu vakıfların çalışmalarına bakıldığında  Jimmy Carter, Filistin'in gerçek bir dostu gibi duruyordu. Bunun gerçekte böyle olup olmadığını bilemem tabi ama hakkında gerek yerel gerekse yabancı kaynaklardan yaptığım okumalarda edindiğim izlenim şimdilik bu. Aslında başkan olmadan önceki yaşamında kaleme aldığı yazılarda İsrail’in Filistin’e yönelik onun tanımıyla “ ...

Yabancı Medya

Yabancı Haber siteleri  

Teolojik sapkınlığın Suriye ayağı

   Bezalel Smotrich :”İsrail'in kaderinde gelecekte Kudüs'ten Şam'a kadar genişleyeceği yazılı.” Teolojik sapkınlığın Suriye ayağı Bizim modernlik öncesi dönem olarak adlandırdığımız Ortaçağ boyunca uluslararası güç mücadelesinde devletlerin teolojik hedefleri ön plandaydı. Devletlerin bu ön planda olan teolojik hedeflerin sıcak savaşa dönüştüğü yani din savaşı olarak gördüğümüz savaşların son versiyonu 30 Yul Savaşları olmuştu. Bu savaşlar sonrasında sanıldı ki dünya eski dünya olmayacak yahut uluslararası ilişkilerdir bir daha din ve mezhep ekseninde şekillenmeyecek; ve aslında Avrupa Kıtası için düşündüğümüzde evet öyle oldu ama biz bu çağ dışı olarak gördüğümüz din ve mezhep eksenli savaşların sadece Avrupa’da değil tüm dünya devletleri için sona erdiğini düşünmüştük ama sözüm ona modern yüzyılın başlangıcı olarak gördüğümüz Sanayi İnkılabı sonrası yıllarda hiç de öyle olmadı; Çünkü Avrupa’nın karanlık çağının kalıntısını taşıyan İsrail Devleti kuruldu ve Westfely...

"Türkiye İsrail sınırına yaklaşıyor."

  "Türkiye İsrail sınırına yaklaşıyor." Suriye’de rejimin çöküşünün belki de tek kazanan (devlet bazında) elbette Türkiye’dir. Ama bu noktada çok dikkatli olmak lazım. Kontrol dışı gelişmeler ileriki yıllarda Türkiye açısından büyük felaketlere debep olabilir.  Bu “büyük felaket”ten elbette Türkiye’nin Suriye gibi bir millet” oluşturmamış devletler gibi bölünme ya da iç savaş değil ama özellikle son 15 yılda gerek İsrail’e karşı gerekse patronu Amerika’ya karşı yürütülen savunma, ekonomik ve siyasi bağımsızlık mücadelesini tersine çevirebilir. Neden mi? Biz İsrail’in daha da zayıflamasını isterken bu gelişmeler özellikle Netanyahu’nun kokmuş, küflü ekmeğine bal sürebilir. İsrail’i hiç olmadığı kadar güçlü kılabilir. Ve işte o zaman İsrail gibi pervasız ve cani bir devletle komşu olabiliriz. Gelişmelere daha geniş bir perspektiften baktığımızda hepimizin bildiği gibi bu yaşananların tek kaybedeni(şimdilik) İran’mış gibi görünüyor.Çünkü İran; Lübnan'a giden kara kor...

Muhammed Colani

Muhammed Colani 2018’de Türkiye’nin de terör örgütü olarak tanımladığı Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ve beraberindeki gruplar, 27 Kasım’da Halep’in batı kırsalında Suriye ordusuna saldırı başlatmıştı. Örgüt Halep’in büyük bir kısmı ve İdlib’in genelinde hakimiyeti sağlamış ve bu günlerde Hama’yı da ele geçirip gözünü Şam’a dikmişti. HTŞ olarak bilinen Heyet Tahrir eş-Şam örgütü bu denli hızlı şekilde ilerleyip başarı üstüne başarı gösterince haliyle örgütün başındaki   kişi olan Colani bir anda dünya gündemine oturdu. Peki kimdir bu Colani? Asıl adı Ahmed Hüseyin el-Şer'adır. ilk olarak 2003 yılında Irak'ta ABD'ye karşı savaşan silahlı gruplara katıldı. Daha sonra IŞİD lideri Ebu Bekir el Bağdadi ile çalıştı. Ancak ideolojik farklılıklar nedeniyle IŞİD'den ayrılarak El Nusra Cephesi'ni kurdu. El Nusra Cephesi daha sonra Hayat Tahrir El Şam (HTS) adı altında faaliyetlerine devam etti. Bazı değişimler yaptı zamanla.Dini kıyafeti bırakarak askeri üniforma v...

İsrail-Lübnan anlaşmasının iç yüzü..

  İsrail-Lübnan anlaşmasının iç yüzü.. İsrail ve Lübnan sözüm ona   Amerika’nın baskısıyla anlaşmaya varmış ve silahlar susmuştu. Yıllarca on binlerce çoluk çocuk kadın yaşlı ölümlerinden kendisi sorumlu değilmiş gibi kameralar karşısında “dünyanın kurtarıcısı” edasıyla açıklama yapan   Biden Türkiye’yi de   hatırlama lütfunda bulunmuştu. Peki ne oldu da Hizbullah ile Siyonist rejim masaya oturup anlaşma metninin altına imza attı? Bir defa en büyük etken “gelirsem savaşı birkaç haftada bitireceğim” diyen Trumpp’ı fazla yormamak için(!) atağa kalkan Biden’ın baskısı yahut taahhüdü oldu. Biden yönetiminin en büyük taahhüdünün, İsrail ordusu için hayati öneme sahip ve daha önce kısıtlanan bazı teçhizatlara yönelik kısıtlamaları kaldırma ve bu “kısıtlamaların” da   kamuoyunun bilmediği gayri resmi kısıtlamalar olduğu söyleniyor.   Bu ”gayri resmi kısıtlamalar”   ABD’nin İsrail’i kontrol altında tutma adına önemli adımlar olmalı. Kamuoyuna yansıya...

20 Kasım 1979-Kâbe Baskını..

  20 Kasım 1979-Kâbe Baskını.. Bundan 45 yıl önceydi..Tarihler 1979 Kasım’ın 20’sini gösteriyordu. İslam Dünyası bir çok kez kan deryasında yüzmüştü ama bu tarihte yaşananlar ‘ilk’ti. Çünkü kan deryası bizzat İslam Dünyası’nın en kutsal mekânı olan Kâbe ve etrafında yani Mescid-i Haram’da akıp gitti. Sabah namazı için on binlerce kişi avluda toplanmıştı.O   atrihte de Dünya’nın çeşitli yerlerinden Hac vazifesini yerine getirmek için 50 bin kişi Mescid-i Haram’a akın etmişti. Bu devasa kalabalık içinde liderliğini Cuheyman el Uteybi’nin yaptığı 200 kişilik bir gurup sinsi planlarını devreye sokmak için zamanı beklemişlerdi. Ve nihayet zaman geldiğinde Uteybi anidnen imamın yanına gidip onu sertçe kenara etmiş ve mikrofonu eline almıştı. Avlunun ortasında üzerleri kapalı tabutlar vardı. Herkes “galiba cenazeler için bekletiliyor” diye düşünürken   Uteybi’nin mikrofonla verdiği bir işaretle tabutların içinde saklanmış uzun ve ksıa menzilli   silahlar hızlıca Ute...

Bizdeki "vicdansızlar" ve Amerika’nın Vicdan-ı Retçileri

  Bizdeki "vicdansızlar" ve Amerika’nın Vicdan-ı Retçileri Amerikan Savunma Bakanlığı tarafından ordu mensuplarına verilen Vicdanı ret hakkına göre her hangi   bir ordu mensubu ‘savaşa katılmaya ve silah taşımaya karşı itiraz’ edilebiliyor ve görevinden alınması istenebilir. Vietnam Savaşı’nda 170 bin kişiye bu hak verilirken 300 bin başvuru da reddedilmiş sonrasi süreçte de 200 bin kişi daha sadece Vietnam Savaşı iin değil Amerika dışındaki savaşlar için bu hakkı kullanmak için başvuruda bulunmuş. Geçmişi Vietnam Savaşı’na kadar dayanan bu hakkı günümüzde kullanan insani yönü ağrı basıp vicdanı ret hakkını kullananlardan biri de Joy Metzler’di. Joy Metzler. Kendisi ABD hava kuvvetlerinde teğmen. Çin'den evlat edinilmiş biri olarak Amerika’da büyümüş ve bu nedenle kendisini Amerika’ya borçlu hissediyordu. Ancak geçen yıl Hamas'ın İsrail'e yaptığı saldırılar ve ardından gelen İsrail savaşı Metzler'in aidiyet duygularını sarsmaya başladı. Metzler “ABD...