Kayıtlar

Rubicon Geçildiğinde Armegeddon Kaçınılmaz Olacak..

  Rubicon Geçildiğinde   Armegeddon   Kaçınılmaz Olacak.. Biden Putin’nin Nükleer Saldırı tehdidini “Kennedy ve Küba Füze Krizinden bu yana Armageddon ihtimaliyle karşı karşıya kalmamıştık” şeklinden değerlendirerek bir nevi dünyayı ateşe atabilme kabiliyetine ve vicdansızlığına sahibiz demek istemiş olabilir mi? Bizim genel olarak Melhâme-i Kübrâ   ya da Kıyamet Savaşı olarak bildiğimiz bu Armegeddon meselesi   mitolojilerde farklı anlatılarla yer alsa da son kertede     hepsinde “dünyanın sonu” anlamına geldiği muhakkak. Amerikalılarda "Rubicon'u geçmek" deyimi   vardır; geri dönüşü olmayan noktadan ileri gitmek anlamına gelir.Ve Sezar’a atıfta bulunulur: Jül Sezar'ın MÖ 10 Ocak 49 yılında o sırada generallerin orduları ile birlikte geçmelerinin yasak olduğu Rubicon nehrini geçmesi ve iç savaşı başlatması olayını ifade eder. Nehri geçen Sezar için savaş kaçınılmaz oldu. Yani bizim deyimimizle ok yaydan çıkmıştı. İşte Amerikalıların R...

2 EKİM...Batı'nın Gözünde Selahaddin Eyyubi

Resim
  2 EKİM...Batı'nın Gözünde Selahaddin Eyyubi ..   Ona Hilal Şövalyesi dediler ve Selahaddin , Haçlı Seferlerinin çalkantılı yıllarında İslami liderler arasında belirgin bir şahsiyetti . Bugün gibi bir günde , 2 Ekim 1187, Sultan Selahaddin, yaklaşık bir asırlık Batı yönetiminden sonra Kudüs'e gitti. Selahaddin; Eyyubi hanedanının (Mısır merkezli, Kürt kökenli bir Müslüman hanedanı) kurucusuydu; Mısır ve Suriye'nin ilk hükümdarıydı ve Müslüman dünyasını ebedi düşmana karşı birleştiren liderdi. 2. Haçlı Seferi’ne katılmış olan   Şövalyelerden Renaud de Châtillon'ın nefret uyandıran eşkıyalık hareketleri Selahaddin Eyyubi'yi çok kızdırmıştı. Kudüs Krallığı'na karşı harekete geçip bu istilacıları Filistin'den atmaya karar verdi. Mısır, Suriye, Ceziriye'ye haber gönderilip Haçlılar devletlerine özellikle Kudüs Krallığı'na karşı bir cihad yapmak için komutası altında birleşmelerini istediğini bildirdi. Bu ülkelerden çok sayıda süvari ve piyade g...

Kırmızı İbikli Küçük Tavuk

  Kırmızı İbikli Küçük Tavuk ABD ve İngiltere’de ilkokul çocuklarına okutulan Rus kökenli bir halk masalı var. İngiltere’de -hatta eğer doğruysa   Avrupa ülkesinde ve ABD'de okullarda zorunlu olarak okutuluyormuş- ilkokullarda okuma kitabı olarak okutulan "The Little Red Hen" kitabından alıntı yaparak bu masalı anlatayım: Zamanın birinde bir çiftlikte kırmızı ibikli küçük bir tavuk varmış. Tavuk kendi yiyeceğini kendi bulur,bu güzel çiftlikte çok mutlu bir hayat yaşarmış.   Bir gün buğday taneleri bulmuş ve bunları ekerek daha çok yiyecek elde edeceğini düşünmüş. Ancak nasıl ekeceğini bilmediğinden arkadaşlarından yardım istemiş: - Bu buğday tanelerini ekmek için kim bana yardım edecek ? Ördek cevaplamış: - Ben yardım edemem, ancak istersen sana kahve tohumu satabilirim. Buğday yerine kahve ekersen, çok para kazanır ve istediğin kadar buğday alırsın. Domuz oradan seslenmiş: - Ben de yardım edemem, ancak kahve ekersen ürünlerini ben satın alırım. Fare hemen atlamış: - Ben ...

“Çocukların Amerika Hakkındaki Tüm Gerçeğe İhtiyacı Var “

  “Çocukların Amerika Hakkındaki Tüm Gerçeğe İhtiyacı Var “                                                      The New York Times    “Çocukların Amerika Hakkındaki Tüm Gerçeğe İhtiyacı Var “   başlıklı bir yazıya yer vermiş. Bu yazıda “Devlet okulları çocukları Amerikalı yapmak içindir” benzeri onlarca uzun cümle var.   Asıl ilgimi çeken Amerika’da (Rüyalar ülkesi!) bir takım hatta bir çok kısıtlayıcı uygulamaların yasallaşmasına yönelik   eleştiriler.. Örneğin bir sivil toplum kuruluşu olan PEN America'ya göre, 36 eyaletteki yasama organları ırk, cinsiyet ve Amerikan tarihi hakkında öğretimi sınırlayacak 137 yasa tasarısı önermiş. Ayrıca Son iki yılda on dokuz sansür uygulaması yasalaşmış. Partiz...

Unutulan Dramlar... Savaşın Gölgesinde Kalan Krizler

  Unutulan Dramlar. Savaşın Gölgesinde Kalan Krizler Ukrayna Savaşının başladığı 24 Şubat’tan   bu yana dünyada bu krizi dışında herşeyin yolunda gittiğini düşünebilir dünya siyasetini takip etmeyenler. Oysa bu savaş, yakın zamana kadar eşi görülmemiş bir artışla özellikle Asya ve Afrika’yı ilgilendiren nice krizleri  gölgelemiştir.  Unutulan krizlerin sert rüzgarlarıyla yıkılan yuvalar artık dünya liderlerinin gündeminde değil.  Çünkü o liderler şimdilik ülkelerindeki lüks ya da rahat hayat standartlarının bir nebze düşüşünün derdine düşmüşler. Ama bu savaşın gölgesinde kalsa da milyonlarca insan ülkelerindeki kaosun adeta “adanmış kurbanları” olmaya devam ediyor. Yağmacı çetelerden tutun da devlet terörüne, ayrılıkçı çatışmalardan tutun da gıda paylaşımına kadar bir dizi insan hayatını doğrudan etkileyen olaylar artarak sürüp gidiyor. Nitekim “Heidelberg Uluslararası Çatışma Araştırmaları Enstitüsü”nün verileri, 2010'dan bu yana daha fazla iç savaş o...

Büyük Sıfırlama Projesi..

  Büyük sıfırlama Projesi  Global Reset Dünya Global Reset olarak bilinen “Büyük Sıfırlama projesi”nin aşamalarından geçiyor hızlıca. Esasında “Global rest” ya da “büyük Sıfırlama” fikri Covid salgını sırasında, salgın sonrasının dünya ekonomisini yeniden inşa etmek ve kapitalizmi yeniden tasarlamak üzerine inşa edilen bir fikir veya projeydi. Ama kapitalizmin yeniden tasarlanması sadece “ekonomik sıfırlama”yla olacak bir iş değildi. Nitekim Kapitalizmi daha ‘erdemli Kapitalizm’ haline getirmeyi amaçlayanların sahada nelere sebep olduklarını gördüğümüzde projenin ekonomiyle sınırlı kalmadığını rahatlıkla   görebiliyoruz. Bu projenin üreticilerinin, bize sunduğu içeriğe baktığınızda vaat edilenlerin, nasıl süslü cümlelerle ifade edildğini,-mesela küresel işbirliği, bölgesel kalkınma vs gibi albenisi olan ifadelerle- ve yapılacak olanların nasıl meşrulaştırılmaya çalışıldığını görürsünüz. Bu   meşrulaştırma çabasını aşağıdaki alıntıda görmek mümkün: “ Covid...

Sosyal Medya

  T rol fabrikaları aralıksız çalışıyor ve insanların nasıl algıladığını etkileyen 'bilişsel çarpıtma' yöntemleri en etkili biçimde uygulanıyor. Sosyal Medya Dünyada üç milyar insan, yani toplam nüfusun yüzde 40'ı sosyal medya kullanıyor. Bu 3 miyar insan gündelik stres ve sıkıntılarından kurtulmanın yolunu bu mecrada arıyorlar.Özellikle Twitter bu konuda sosyal mecralar arasında bir numara. Gerek sosyal hayatlarını gerekse siyasal yaşamlarını bu mecrada şekillendirmeye çalışan insan gurupları, zaman içinde bir çok kez hayal kırıklığı yaşamaya ve bunun sonucu olarak depresyon ve kişilik bozukluğu göstermeye meyillidirler. Özellikle Twitter’da -ister sosyal ister siyasal- kendi söylemlerine,düşünce biçimlerine taraftar bulmaya çalışanların, yani takipçi avına çıkanların büyük bir bölümü esasında   gerçek hayatta   yalnızlık çekmektedir. Kendilerini “tatmin” edebilmenin tek yolunun bu tür mecralar olduğunu düşündüklerinden olası bir elektirik kesimi veya şarj biti...

“Kara zihniyet”: Faşizm

  “Kara zihniyet”: Faşizm Faşizmin yüzü 1930'lar ve 40'lardan bu yana çok bir değişikliğe uğramadı; en azından karakter açısından. Belki değişen tek şey faşizmin modernliğe ayak uydurmasıydı. 2.Dünya Savaşı’ndan sonra Nazilerin ve İtalyan Faşistlerini iktidara getiren ortamı oluşturmak için küçük de olsa birtakım guruplar ortaya çıkmıştı. Ama umduklarını bulamamışlardı. Mesela 1948'de Oswald Mosley tarafından kurulan Birlik Hareketi ve 1968'de kurulan İngiliz Hareketi gibi gruplar 1930'ların taktiklerini kullanmak istediler. O dönemde de bir çoğu “ırkçı” bir göç karşıtı söylemine sarılmışlardı. Tıpkı bu dönemde olduğu gibi. O dönemde olduğu gibi bu sert faşist söylemlerle sokak haydutları oluşturmaya çalıştılar.Tıpkı bu dönemde olduğu gibi. Bu haydutlardan Mussolini’nin “Kara Gömleklileri” gibi bir yürüyüş bu konjonktürde pek etkili olmayacağından sokak sokak, esnaf esnaf gezip içlerindeki “kara nefret”lerini kusmayı tercih ediyorlar. Nerdeyse Dünyanın...

Üç harfli İngiliz piyonları: SAS

  Üç harfli İngiliz piyonları: SAS Emperyalist devletler “modern sömürgecilik dönemi”nde bile karakter(sizşilk)lerinden ödün vermediler. Her dönemde içlerinde bir yerde yatan sömürgeciliği günün/zamanın koşullarına uyarlamayı hep başardılar. Birinci Dünya Savaşı’nda sözde sömürgecilik yapmayacaklarını Amerika’ya taahhüt eden İngilizlerin Mandater sistemi getirmeleri bunun ilk örneğiydi. Çok yakın zamanda ise bu tür sömürgecilik faaliyetlerini paralı askerlerle sürdürerek sözüm ona doğabilecek insan hakları ihlallerinden sıyrılmayı planlamışlardı. Tabi zaman hiçbir şeyin gizli kalmadığı zaman... Gizlilik bu dönemde uzun süre sürdürülebilir değildir. Nitekim İngilizlerin paraları askerleri olan ve   kısaca SAS olarak adlandırılan bu vahşi topluluğun Afganistan’da yaptıkları da bir bir ortaya çıktı. Açılımı “İngiliz Özel Hava Servisi” olan bu vahşi topluluk, BBC’nin yaptığı araştırmaya göre Afganistan’da 6 aylık süre içinde 54 kişiyi yasa dışı şekilde öldürmüştü. Ta...

“Damızlık Kızın Öyküsü” Ve ABD’deki Kürtaj Meselesi

 “Damızlık Kızın Öyküsü” Ve ABD’deki Kürtaj Meselesi  Bizim sözde "insan haklarına saygılı" ve  yine sözde "kadının değerini bilen" olarak bildiğimiz Batı'nın  gizlenmiş, baskılanmış iğrençlikleri "sıkıya geldikçe" kendini birer birer su yüzüne çıkarıyor. Bizde bir alimin vefatı üzerinden kadınları kalkan yaparak söylenmedik sözler bırakmayanlar, ABD 'de kürtaj konusunda toplumun ve önderlerinin neler söylediklerine baksalar, aslında kadının bu “moderin toplumlardaki” yerini çok daha iyi fark edeceklerdir; tabi başka bir gayeleri yoksa! Aslında Batı’da, kendi iç dünyalarında her türlü çirkefliği barındıran ve bu çirkefliği, de ustaca dış dünyaya “hümanist” ya da “feminist” olarak pazarlayanların versiyonlarının âlâsı bizde mevcut. Mesela yıllar önce bir derneğin başında bulunan birinin “Eğitimde fırsat eşitliği için çabalıyoruz” dedikten hemen sonra aynı dakikalarda kurduğu “başörtülülere burs vermiyoruz” cümlesi tam da iç dünyalarındaki nefretin, ...

Ne Rusçuluk Ne Amerikancılık! Sadece Türkiyecilik!

  Ne Rusçuluk Ne Amerikancılık! Sadece Türkiyecilik! Son zamanlarda dış politika oldukça hareketli. Tabi bu hareketliliğin temel amacı küresel güçlerin dünyaya nizam verme çabasıdır. Bu, aslında Türk İslam Medeniyeti’nin altın çağını yaşadığı dönemlerde “ Nizam-ı Alem ” olarak Türklerin geleneksel dış politikasında yer alan vizyoner bir bakıştı. Ama bir zamanlar.. Özellikle 17.Yüzyıl sonlarından itibaren, maalesef, bırakın Nizam-ı Alem düsturuna sahip olmayı Batılıların yeni nizamlarına karşı bir duruşu dahi cesurca sergileyemediğimiz ortada..   Tabi 20.Yüzyılın başlarında Batılılara karşı Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen mücadeleyi saymazsak.. Türkiye’nin kuruluş yıllarını bir kenara bırakırsak, tüm kurumlarıyla, rejimiyle oturan Türkiye’nin ilk yıllarından “ 11 Eylül   olayına   kadar” olan dönemde Batılı emperyallerin çerçevelediği vizyonun dışında özgün iradeli bir bakış açısına sahip olmadığımızı veya olamadığımızı kimse inkâr edemez. ...