Kayıtlar

Avrupa’nın Amerika’ya karşı ortak cephe açması çok mu zor?

  Avrupa’nın Amerika’ya karşı ortak cephe açması çok mu zor? Hepimizin bildiği gibi Amerika Başkanı Trump Grönland konusunda ters düştüğü Avrupa’yı Davos zirvesinde alenen tehdit etti.  Öncesinde Gümrük vergisi ile Avrupa’yı tehdit eden Trump Davos’ta da "Satın almak için derhal müzakerelere başlamalıyız. Hayır derseniz, bunu unutmayacağız."  diyerek tehdidin dozunu arttırdı.  Ancak zaman geçtikçe yapılan görüşmeler tehditlerin dozunu düşürdü ve özellikle NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmeden sonra X hesabında "NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığım çok verimli bir görüşmeye dayanarak, Grönland ve aslında tüm Arktik bölgesiyle ilgili gelecekteki bir anlaşmanın çerçevesini oluşturduk. Bu çözüm, tamamlandığı takdirde, Amerika Birleşik Devletleri ve tüm NATO ülkeleri için mükemmel olacaktır. Bu anlaşmaya dayanarak, 1 Şubat'ta yürürlüğe girmesi planlanan gümrük vergilerini uygulamayacağım." mesajını paylaşarak gümrük vergilerinde bir artışı...

1556'da Çin'i vuran deprem ve saplantılı İmparator Jiajing

  1556'da Çin'i vuran deprem ve saplantılı   İmparator Jiajing Ocak 1556'da Çin'i vuran deprem, tarihin en ölümcül depremi olarak kabul edilir. Tabi   bu felaket yılını yazılı olarak tarihte çok okuyamıyoruz. Bunun sebebini henüz bilen yok..Kayıtlar var ama kayıtları arşivlerden çıkarıp felaketin sonuçlarını olduğu gibi yazan yok..Ama yine de görgü tanıklarının anlattıkları, anlattıklarının sonraki nesile aktardıkları şeklinde gelen bilgiler var ve bu bilgilere göre tarihin en dramatik yılını yaşamış Çin..Yine de bu deprem, sadece Çin tarihinin değil, dünya tarihinin de kaydedilmiş en ölümcül depremi olarak kabul edilir. Bu tarihlerde Çin İmparatorluğunda Çin tarihinin en beceriksiz diye bilinen İmparatoru İmparator Jiajing vardı.   Felaket olduğunda onun yolladığı yardım, yardımın ulaştırılacağı güzergahın onda birini bile tamamlayamadan yok olup gitmişti.  Ming Hanedanlığı'ndan İmparator Jiajing (1521-1576), Çin'in en beceriksiz imparatorları listesinde...

Nörosilahlara dikkat..

  Nörosilahlara dikkat.. Günümüzde teknoloji, insanlık tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar hızlı bir ivmeyle ilerliyor. Ancak bu ilerleme sadece konforumuzu artırmakla kalmıyor; aynı zamanda tehdit sahasını da kökten değiştiriyor. Siber güvenlikten fiziksel savunmaya kadar her alanda yaşanan değişimler insan için çok yönlü tehditleri de beraberinde getiriyor. Bu çok yönlü tehditler haliyle insan psikolojisi üzerinde depresif ve anksiyete bozukluğu gibi onarılması güç sorunlar doğuruyor. Sonra insan, bu sorunlarla baş etmek için yine o “çok yönlü tehdit”lerle insan ruhuna, zihnine saldıranların ürettiği Dopamin ve serotonin seviyelerini alt üst eden ilaçlara muhtaç duruma getiriliyor. Ve kısır bir döngü içinde kendi zihninin yarattığı sorunun ortaya çıkardığı psikolojik bunalımıyla uğraşırken insan, düşüncesini, yorum gücünü, bakış açısını kaybediyor; yani adeta mankurtlaşıyor.. İnsanlık tarihinin büyük bir bölümünde "saldırı aracı" denildiğinde akla fiziksel kuv...

SAVAK’ı kuran Şah’ın oğlu İran halkı için alternatif olabilir mi?

  SAVAK’ı kuran Şah’ın oğlu İran halkı için   alternatif   olabilir mi? Bugün İran’da olup bitenleri, Amerika ve İsrail’in alenen sergiledikleri haydutlukları yakından takip ediyoruz. Elbette bu tür yapay sokak hareketleri ne ilk ne de son olacaktır İran için. Ama mesele şu ki İran rejimi yaşanan bu sokak eylemlerinden ders çıkaracak mı ya da çıkarmaya yönelik bir niyet beyan edecek mi? Bu tabi rejimin halkını ne ölçüde düşündüğüyle ilgili.. Şu ana kadar halkını düşünen bir rejim imajı vermediği gibi halkın sofrasından “çalıp” bölgesel güç olma uğruna     milis kuvvetlerine yediren halkından kopuk bir rejim imajı   vermiş durumda.. Bölgesel güç olma olasılığını neredeyse tamamen yitiren ve beslenecek milis kuvvetleri neredeyse tamamen biten İran rejimi eğer yüzünü kendi halkına çevirmemeye devam eder ve halkın vergisini,emeğini yeni yapay milislerine harcamaya devam ederse bu gün olmasa da yarın, yarın olmasa da başka bir gün yaşanacak olan büyük bir ...

Maduro nasıl kaçırıldı..

  Maduro nasıl kaçırıldı.. Dünya devletleri Venezuela lideri Maduro’nun ülkesinde ve başkentinde evinden alınarak kaçırılan haydutluk karşısında oldukça oldukça şaşkın ve tabi ki şokta. Daha önce Amerika 1989’da “Operation Just Cause” denilen bir operasyonla Panama lideri Manuel Noriega’yı kaçırdığında Maduro’ya atfedilen suçlamaların aynısı üzerine yapıştırılmıştı. Zaten bu gün internet sitelerinde yapılan araştırmalarda kendisi için “uyuşturucu baronu” ifadesi er alır. Muhtemelen Maduro için de aynı şey yapılacak ve Wipikedia’da kendisi için “uyuşturucu baronu” ifadesi kullanılacaktır. O dönemde Amerikan ordusundaki teknolojik gelişme elbette bugünkü kadar gelişmiş değildi. O nedenle Noriega Amerika’nın haydutluğu karşısında kaçmayı başarmış ve Vatikan’a bağlı Panama’daki Papalık Elçiliği’ne sığınmış ancak Amerikan ordusunun burayı kuşatması ve günlerce psikolojik baskı yapması (yüksek sesle müzikler, baskı ve izolasyonlar) neticesinde teslim olmak zorunda kalmıştı. Ama n...

Yüzyılın canisi

Yüzyılın canisi (Çoğunlukla alıntıdır) Yüz  yılın ilk çeyreğinin mahkemesi toplantılarına yeniden başladı. Hakimler, sanıkların dosyalarını uzun süre incelediler. İkinci Dünya Savaşı'nın vahşilerinin dosyalarını anımsatan, şiddet dolu ve korkunç bir dosyaydı bu. Sayfaları çevirdiler ve kan kokusu her yeri sardı. Küçük cesetlerden oluşan konvoylar gördüler. Çadırların altında çocukların çığlıklarını duydular. Bir enkaz denizi gördüler. Bir lokma ekmek ya da bir avuç pirinç kazanmak için çırpınan elleri gördüler. Bu mahkemenin hakimleri daha önce onun gibi bir sanıkla hiç karşılaşmamıştı. Kurbanlarının nehrinde yüzerken Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na giren bir adam. Onun kadar çok Filistinliyi öldüren kimse yok. Ariel Sharon onun suçlarını kıskanıyor. Yitzhak Rabin'in öldürmekten umudunu kesip Yasser Arafat'la el sıkışmadan önce kırdığı kemiklerden çok daha fazlasını kırdı. Filistinli liderler arasında Hizbullah liderleri, İran Devrim Muhafızları ve ordu generalleri, n...

Somaliland’ı tanıması Netanyahu’nun Diplomatik çaresizliğinin sonucudur

  Somaliland’ı tanıması Netanyahu’nun Diplomatik çaresizliğinin sonucudur Netanyahu’nun geçtiğimiz günlerde Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan kritik deniz ticaret hattının üzerinde olan Somaliland’ı tanıma fikri, sinsi ve -ileriye dönük- kaos üreten aklın ortaya attığı ve Netanyahu’nun kulağına üflediği çok tehlikeli bir projenin sponsorlarından geldi. Bu projenin ana sponsoru tabi ki CIA   ile   yoğun bir kaos müzakereleri yapan MOSSAD’ın önemli aktörlerinden biriydi. Konuya girmeden önce, gündeme gelene kadar adını çok az duyduğumuz Somaliland'ın kuruluşunun kısa bir özetini yapalım ilk olarak.. 1960’larda gerek İngiliz Somalisi gerekse İtalyan Somalisi ardı ardına bağımsızlıklarını ilan edip sömürgeleşmekten kısmen kurtulmuşlardı.. Bu iki bölge daha sonra Somali Cumhuriyeti adı altında birleşmiş ancak bugün Somaliland dediğimiz Kuzey’de kalanlar,tüm gücün ve otoritenin Güney’de toplandığını iddia ederek rahatsızlıklarını dile getirmişlerdi. Bu rahatsızlıkla...

Yaklaşan NOEL aslında bir Pagan kutlamasından başka bir şey değildi..

  Yaklaşan NOEL aslında bir Pagan kutlamasından başka bir şey değildi.. Hristiyanlar için NOEL yaklaşıyor. Tabi Epifani olarak bilinen Hz. İsa’nın doğumunun kutlandığı bu bayramın net tarihi de belli değil. Bazıları 25 Aralık bazıları 6 Ocak der. Roma Kilisesi vaktiyle 25 Aralık olarak belirlemiş. Bu tarihi Kudüs ve Ermeni Kiliseleri günümüze kadar kabul etmedi. Onlara göre tarih 6 Ocak'tı. Hz. İsa’nın doğumu konusunda Roma’nın bile hemfikir olmamasının birkaç sebebi vardı. Bunlardan en önemlisi Roma’daki Pagan inancıyla Hristiyanlığın, ilk yıllarda iç içe gçmiş olmasıydı. Romalılar Latincesi “Natalis Solis Invicti” "Yenilmez Güneşin Doğuşu" teorisine bel bağlamışlardı uzun yıllar. Bu teori, Hristiyanlığın ilk yüzyıllarında Roma İmparatorluğu'ndaki pagan inançları ile Hristiyan geleneklerinin nasıl iç içe geçtiğini anlatır. Roma İmparatorluğu'nda Sol Invictus (Yenilmez Güneş), en önemli tanrılardan biriydi. 25 Aralık tarihi, o dönemki takvimlerde “kış gün...

Ukrayna’nın “Kara Kıvılcım Operasyonu”

Ukrayna’nın “Kara Kıvılcım Operasyonu” Bu operasyon adı Ukrayna’nın Rusya toprakları içinde gerçekleştirilen sabotaj eylemlerine verilen isimdir. Bu sabotajların tek amacı var, Rus ekonomisini çökertmek. Esasında bu operasyon organizasyonu uzun zamandır Ukrayna kaynakları tarafından doğrulanmamıştı ama artık açık açık bu söyleme sahip çıkmaya başladılar;zaten eylemsellik uzun zamandır devam ediyordu. Genelde hedef Rusya’nın Rostov bölgesindeki kritik hava savunma sistemleridir. Onları devre dışı   bıraktıktan sonra Rus petrol işletmelerini çalışamaz duruma sokmak da nihai hedeftir. Mesela Eylül’de İlsky Petrol Rafinerisini,Aralık’ta yani bu ay da Hazar Denizi'nde, Kalmukya Cumhuriyeti kıyısı yakınlarında silah ve askeri teçhizat taşıyan Rus askeri kargo gemilerinin hedef alınması bu operasyon doğrultusunda yapıldı. Ama bu günlerde bu operasyona dahil olan (daha önce de elbette dahildir ama şimdi açıktan ve gizlenmeden..) biri var:Trump var onun denetimde Amerikan gizli se...

Biz Trump’dan Monroe’culuk beklerken..

  Biz Trump’tan Monroe’culuk beklerken.. Geçenlerde (5 Aralık) Amerika yeni bir  “Ulusal Güvenlik Stratejisi” belgesi yayınladı. Bu belge önceki stratejilerden çok farklı üslupla ve amaçlar içeriyordu; özellikle Avrupa’ya yönelik kısmında. Her ne kadar NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ABD'nin Ulusal Güvenlik Stratejisi'nin açık şekilde Avrupa'nın güvenliğine ve ittifaka bağlılığını teyit ettiğini belirtse de Avrupa,özellikle sadık hizmetkârı İngiltere pek öyle düşünmüyor. Amerika doktrinler cennetidir. Gayri meşru yapılanmalarını “doktrinler” kılıfı altında kendi iç kamuoyuna yedirmeye çalışır ve kamuoyu da Amerika’nın lkelerini ve kurallarını içeren bu   “doktrin” kelimesinin büyüsüne kapılır ve bunlardan bir övünç çıkarmaya çalışır.  Mesela Monroe Doktrini, Truman Doktrini, Eisenhower Doktrini, Carter Doktrini, Reagan Doktrini, Bush Doktrini gibi.. Aslında Doktrinlerle belirtilen, Amerika’nın arka bahçesinin sınırlarını belirlemektir. Yanlış anlaşılmasın bu...

Acosta nu Savaşı & Üçlü İttifak Savaşı

  Acosta nu Savaşı & Üçlü İttifak Savaşı Güney Amerika’nın en popüler bitkilerinden “Mate Çayı” küçük bir ağacın yapraklarından elde edilen bir çaydı. Kafein ve teobromin gibi uyarıcıları içeriyor. Özellikle kilo verme ve yorgunluğa karşı kullanılıyordu. Hatta “Che Guevara” bu bitkiyi astım hastalığına karşı kullanmıştı. Peki bu bitki nasıl oldu da acımasız bir savaşın sebebi oldu..? Mate bitkisi Brezilya, Arjantin ve Paraguay tarafından sanayi bitkisi olarak üretiliyordu. Hatta Paraguay bu bitkinin satışından oldukça zenginleşmişti. Bu üç güney Amerika ülkeleri, aralarından çıkan anlaşmazlığı savaşsız çözebilme olgunluğuna sahipti; ancak aralarına kara kedi alınca bu olgunluk yerini saldırganlığa bıraktı. O kara kedi her zamanki gibi sömürgeci sırtlanların en vahşisi İngiltere’ydi. İngiiltere, sömürgesi olan Pareguay’ın zenginleşmesinden oldukça rahatsızdı. Bunun için Pareguay’ın karşısına, komşuları olan Brezilya ve Arjantin’i çıkardı ve de onları bir güzel doldurdu. ...

Çin 1950'de Kore'de ABD'yi yenmişti

  Çin 1950'de Kore'de ABD'yi yenmişti.. Chosin Barajı Savaşı Bundan 75 yıl öncesinin yine bir Kasım ayıydı. BM kuvvetleri ile Çin Halk Gönüllü Ordusu arasında, Chosin Rezervuarı’nda ve dondurucu soğukta yapılan bir   savaştı. Bu savaşta az sayıda Çin ordusunun Amerika’nın başını çektiği BM kuvvetlerine karşı akıl almaz bir başarı sağladığını çoğumuz bilmez; zira bu zafer, tıpkı son 10 yıla kadar İngilizlerin en hafif tabirle “ricasıyla” bizdeki adeta gizlenmiş, üstü örtülmüş Kut zaferi gibi saklı ya da en azından aşikar olmayan bir zaferdi. Bu savaşta Çin, üstün silah teknolojisine ve eğitimine sahip ABD kuvvetlerini açık çatışmada yenerek geri çekilmeye zorladı. Bu zaferi getiren ise Avrupa’nın “canavarca” betimlediği bir doğunun “canavarca” hırsla yaptığı saldırı değil, zaferi getiren Çinli konutların akıllıca, “yenilikçi taktikler” ve özelikle Amerikan komutanlarının “aptallığı”ydı. 1950’nin son baharına yaklaşıldığında Amerikan kuvvetleri Kore Yarımadası...

Saldırı harcamalarına ayrılan devasa paralar

  Saldırı harcamalarına ayrılan devasa paralar Biz daha önce ülkelerin savaş alanındaki harcamaları için “savunma harcamaları” yada “savunma bütçesi”   ifadelerini kullanıyorduk-ki hali hazırda bu ifade kullanılıyor- ancak gelinen noktada savunma değil saldırı harcamaları dersek daha isabetli olur. “Saldırı bütçeleri”ne ayrılan paranın haddi hesabı yok. 2024’te saldırı bütçelerine küresel çapta ayrılan miktar 2.7 trilyon dolar gibi büyük bir rakamı aştı. Bunun 997 milyar dolarını ABD göğüslerken 314 milyar dolarını da Çin göğüsledi;tabi Rusya da 186 milyar dolarını.. Gelişmekte olan ülkelerin kendi milli gelirleri göz önüne alındığında aslında bu 3 ülkeden çok daha fazla saldırı bütçelerine sahip olduğunu görürsünüz. Hoş, gelişmekte olan ülkeler için “saldırı bütçesi” değil de “savunma bütçesi” ifadesini kullanmak yerinde oldur. Onların kimseye saldırma gibi ne bir dertleri ne de güçleri var.. Mesela Ukrayna milli geliri düşünüldüğünde savunmaya ayırdığı pay oldukça ...