Kayıtlar

Savaş, Körfez’e Amerika için sadece petrol pompası olmaktan kurtulma fırsatı sunuyor

  Savaş, Körfez’e Amerika için sadece petrol pompası olmaktan kurtulma fırsatı sunuyor Ortadoğu’nun “bereketsiz” toprakları üzerinde gökdelenler dikip sınırsız enerji hatlarıyla bir avuç zümrenin karnını doyuran Körfez’in denge politikası, Amerikan şemsiyesinin tellerinin kopup kendilerine saplanmasıyla çatırdamaya baladı. Ülke kaynaklarını on yıllardır kendi çıkarları için kullanan beyaz fistanlılar kendi güvenliklerini tek bir noktadan temin ediyordu: Amerikan şemsiyesinde.. Bu şemsiye İran’la yapılan savaşın estirdiği rüzgara karşı dayanıksız çıktığında da beyaz fistanlı satılmışların ağlama sesleri kimsenin umurunda olmadı; ve Amerika ile kurulan petrol karşılığı güvenlik denkleminin nasıl çözümsüz bir denklem olduğunu İran füzeleri onlara anlayacakları dilden anlatıp hatırlatıverdi.   Ve İran füzeleri bu zümreye “aldatılmışlık” hissinden ziyade “gerçekle yüzleşme” şansı da tanıdı aslında. Bu zümre ne bekliyordu ki? Dünya’da devriye gezmekten yorulan dünyanın jan...

Filistinlileri İsrail Gazze’de, Avrupa kendi topraklarında öldürdü..

  Filistinlileri İsrail Gazze’de, Avrupa kendi topraklarında öldürdü.. Teolojik sapıkların Gazze’de neler yaptığını hepimizi biliyor ve yaptıklarına şahit oluyoruz. Zaman zaman Avrupa’da bu teolojik sapıklara karşı cılız sesler yükselince “Avrupa uyanıyor” umuduna kapılıyoruz. Aslında o sapıkların o toprakların bizzat kalbinde bu katliamları gerçekleştirirken Avrupa’nın da vaktiyle kendi topraklarında gerçekleştirdiğini hatırlamamızda fayda var. Tarihler 1972’yi gösterdiğinde Avrupa’nın bir çok noktasında Filistinliler Fransız, Alman veya İngiliz istihbaratının MOSSAD’la yaptığı operasyonlarla bir çok Filistinli entelektüel suikasta kurban gitmişti. O dönemde 1972 Münih Olimpiyatları vardı ve bir gurup Filistinli İsrailli sporların bulunduğu oteli basıp iki İsrailli sporcuyu öldürmüş, 9 İsrailli sporcu ve antrenör rehin almış ve rehinelerin İsrail hapishanelerindeki 234 Filistinli mahkûmun serbest bırakılması halinde serbest kalacağını duyurmuşlardı. Alman polisi rehine kr...

İran’da rejim bir “Hidra”dır; çökertilmesi zordur..

  İran’da rejim bir “Hidra”dır,bu nedenle çökertilmesi zordur.. Amerika ve İsrail’in son zorbalıklarından sonra siyaset ve toplum bilimcileri işimdi İran’daki rejimin dayanıklılığı üzerine kafa yormaya başladılar. Monarşinin yıkılışı 1979’dan bu yana bir çok badire atlatan İran rejimi tarihinin en büyük saldırısına uğradı ve uyaramaya devam ediyor bu yıl. “Düşman” olarak nitelendirdikleri Amerika ve İsrail’in, halkı rejime karşı alenen ayaklandırma çağrılarından tutun her türlü ahlaksız ve kural dışı saldırılarına rağmen amaçlarına bir adım dahi yaklaşamamaları, hatta tam tersi bir tepkiyle karşılaşmaları gerçekten de bilimsel, sosyolojik ve hatta psikolojik olarak incelenmesi gereken bir olgu. Aslında bir çoğumuzun merak edip araştırdığında karşılaştığı iki yapı vardır İran’da:Artesh denilen ordu ve de savaşsız ortamda rejimi korumakla görevli Devrim Muhafızları. İran rejimi için Devrim muhafızları öncelikli sırada yer alır. Devasa yatırımlarla beslenir bu yapı. Öyle ki; p...

Bir İmposter Sendromu örneği: Trump

  Bir İmposter Sendromu örneği: Trump Terkçe karşılığı “ Sahtekârlık sendromu ” olan bu sendromu duyanınız vardır. Malum,ilim ve bilim insanları her kötülüğün bilimsel karşılığını bulmada mahirdir. İnsanın yaratılışından itibaren kodlarında olan ama bu kodların kendi dijital kasasını açmak için   kullanılıp kullanılmayacağı da insana bağlı olan bazı kötü huylar çoğu zaman dibine kadar kullanılmış olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sahtekarlık kodlarına devamlı surette baş vuran ve bu sendromun bireysel karşılığı olan Trump da önümüzde duran yegane örneklerden biridir. Narsisizme ve aşırı özgüvene sahip olan Trump’ın aslında olmayan başarılarını varmış gibi göstermesinin ve bir gün geldiğinde bu foyasının ortaya çıkacağı korkusunu yaşadığına eminim. Bir gün yetersizliğinin herkes tarafından anlaşılacağı korkusu bu sendroma sahip olanların karakteristik özelliğidir; ve sizi bilmem ama ben   Trup ’da bu sendromun bu karakteristik özelliğini görebiliyorum. Devamlı sure...

Yüzyılın vizyonu “Terörsüz Türkiye Projesi” ya hayata geçmeseydi?

  Yüzyılın vizyonu “Terörsüz Türkiye Projesi”  ya hayata geçmeseydi? Daha önceki yazılarımda "Terörsüz Türkiye” hedefinin yalnızca bir güvenlik politikası olmadığını; aynı zamanda Türkiye’nin geleceğini belirleyecek tarihi bir vizyon olduğunu defaatle yazmıştım. İşte dünyanın geldiği   nokta bu tarihi vizyonun ne denli isabetli olduğunu bize gösterdi. Dün hayal ya da komplo teorisi dediğimizin bu gün net bir gerçeklikle önümüzde durması bu tarihi vizyonunun haklılığını ve gerekliliğini kat kat arttırmış durumdadır.   Bu nedenle   bu projenin mimarlarından Sayın Devlet Bahçeli ve bu projeye sahip çıkan Sayın Cumhurbaşkanı bizlere bir kez daha vizyoner olduklarını göstermiş oldular; zaten vizyoner olmak, kimsenin “görmediği bir yarını” bugünden savunmaktır; ve yaşadığımız coğrafyanın bizlere yüklediği ağır şartların bilincindedir. Gerek on binlerce kilometre uzaklardan gelen tehditler gerekse birkaç bin kilometre uzaktan bize parmak sallayan teolojik sapkınl...

Trump Kontrolü kaybetti.

  Trump Kontrolü kaybetti. MOSSAD’ın önüne attığı     pedofili sapkınlarıyla   ağzına kadar dolu olan dosyanın motivasyonuyla hiç arzı etmediği şekilde İran harekatı için düğmeye basması onun açsından sonun başlangıcı olacak gibi;en azından şimdiki konjonktür bize bu izlenimi veriyor. 1 trilyon Dolar savaş bütçesine sahip olan Amerika’nın, 34 Milyar Dolar bütçesi olan İsrail’i de yanın alıp sadece 10 Milyar dolarlık bir savaş bütçesine sahip İran’ı, bu bütçelere ek olarak sahip oldukları olağanüstü teknolojik ve istihbarat   imkanlarına rağmen dize getiremedi ve 220 Milyon doları her gün çöpe attı ve atıyor. Uluslararası işlilerde temel ideolojisi “para”olan ve bu nedenle 1 Dolar dahi kayba tahammülü olmayan Trump’ın savaşın hemen öncesinde danışmanlarının İran’a birkaç günlük ömür biçip ardından bu süreyi iki haftaya çıkarması ve arında da 4 haftaya çıkarması eminim içini çok acıtmıştır. Bunun yanında İran’ın savaşı Amerikan üslerinin   bulunduğu ç...

Münih Güvenlik Raporu: Yıkım sürecine girdik

  Münih Güvenlik Raporu: Yıkım sürecine girdik Soğuk Savaş’tan sonra Amerika’nın kurduğu “liberal uluslararası düzen” galiba artık kurucusuna ihanet etmeye başladı.   Almanya Başbakanı küresel düzenin "artık mevcut olmadığını"  söylerken 2023’lerde “Avrupa, ABD ile müttefiktir ama vassal değildir ” diyen Macron’un Amerika’ya karşı mesafeli duruşları icraatlara yansımış durumda. Amerika ile stratejik müttefik olarak kalmaya devam etme fikrinde olan Meloni bile yavaş yavaş Macronu’un “üçüncü kutup Avrupa olmalıdır ”fikrine göz kırpmaya başladığını görüyoruz. Liberal düzenin kurucusu olan Amerika’nın, liberal düşüncelerin bir ürünü olan AB’nin bu tercihlerinden alınmasına hiç gerek yok;neticede kendi ürünü. Bu tercihe bir de Çin ziyaretlerini eklersek Amerikanvari liberal düzenin çat çat çatırdamaya başladığını görürüz. Buna Doların dünyanın rezerv parsı olma konumunu kaybetmeye başlaması da eklenirse   işte o zaman Dünyanın jandarmasının botlarının tabanlarında d...

Barışçıl Sloganlarla Gelip Gücün Kendisine Verdiği Yetkiyi Kullanan Liderler

  Barışçıl Sloganlarla Gelip Gücün Kendisine Verdiği Yetkiyi Kullanan Liderler “Barış” ve “müzakere” kavramlarını siyasi slogan olarak kullanmak siyasal söylemin/siyaseten popülerlik kazanmanın güçlü aracı olageldi siyasette. Ama albenisi olan bu sloganların her zaman da barışçıl sonuçlar doğurduğunu söylemek zor; hatta Özellikle Dünya tarihinin son 200 yılını baz aldığımızda bu sloganları kullananların genelde ya bir savaşa ya bir gaspa ya bir katliama ya da bir soykırıma imza attıklarını görüyoruz. Mesela 1930’larda Almanya için “barış”, “istikrar” sloganının yanında “Versailles’ın adaletsizliğinin düzeltilmesi” gibi adalet içerikli cümlelere çok sık yer vermiş olan Hitlerin Dünyayı getirdiği noktayı hepimiz biliyoruz;yine “istikrar ve toplumsal barış” sloganını kullanan Benito Mussollini’nin İtalyan halkına çektirdiklerini de Sovyetlerin ilk velideri Lenin’in “ekmek, barış ve toprak” sloganı sonrası “Kızıl terör”ünü estirmesi de meseleye örnek olarak gösterilebilir. Slob...

Avrupa’nın 80 yıllık “stratejik temebelliği”nin faturası ağır olacak..

  Avrupa’nın  80  yıllık “stratejik temebelliği”nin faturası ağır olacak.. “Avrupa Birliği, ekonomik, sosyal ve diplomatik alanlarda artık bir güç aracı değil, bir boyun eğme aracıdır” demişti Fransız tarihçi Benoît Bréville. Bu analiz   son dönem de Avrupa’nın geldiği noktanın özetidir aslında; Amerika’nın hegamonik gücü karşısında Avrupa’nın acizliğini dile getiren oldukça anlamlı bir analiz. Soğuk savaş döneminde akıllıca (kendi menfaatleri açısından) bir politika yürüten Amerika’nın gerçek hedefi asla Sovyetler olmamıştı. Sovyetler Birliği Amerika için Avrupa’yı askeri şemsiyesi altına almanın bir aracıydı sadece. Yaklaşık 80 yıllık bir politikanın meyvelerini toplayan Amerika,Trump öneminde   bu meyveleri soğuk hava deposundan çıkartıp Avrupa’nın gözüne sokmaya başladı. Bu Avrupa açısıdan oldukça dramatik bir durum. Soğuk Savaş döneminde parasız kalan Avrupa’ya Marshall Planı çerçevesinde sözüm ona yardım eli uzatan Amerika, o dönemde “Biz parayı or...

Trump’ın İran’a olası saldırma motivasyonlarından en önemlisi: Zengezur Koridoro

  Trump’ın İran’a olası saldırma motivasyonlarından en önemlisi: Zengezur Koridoro Amerika "Trump Uluslararası Barış ve Refah Rotası" veya Zengezur Koridoru ile Rusya ve İran tam anlamıyla (enerji ve ikmal açısından) kıskaç altına alınmaya çalışılıyor. Bu günlerde Trump'ın yardımcısı Vance, Azerbaycan’a gidip yeni anlaşmalar imzaladı.Ordana da Ermenistan’a uğradı. Buralara boş gitmedi tabi; yüksek teknolojili bir işlemciye sahip   NVIDIA çipli süper bilgisayarlar, yapay zeka sistemleri tedariki, nükleer enerji alanında iş birliği ve Ermenistan'a insansız hava araçları ve "hava savunma sistemleri" tedariki gibi bir çok alanda “hediye” denilecek anlaşma içeren dosyalarını da beraberinde götürdü. Azerbaycan’a ayrıca 175 milyon dolar da para akıttı. Bu para Zengezur Koridoru yatırımları için kullanılacaktı. Hepimizin bildiği gibi Trump’ın amacı İran ve Rusya’yı kıskaca almak.. Bu koridorun mantığında Orta Asya ve Hazar enerji kaynakları ile ticareti İran...

MOSSAD’ın Gayrı Resmi Şantajcı İstihbarat Operatörü: Epstein

  MOSSAD’ın Gayrı Resmi Şantajcı İstihbarat Operatörü: Epstein Gücün, paranın ve de siyasetin en karanlık noktada kesiştiği modern tarihin en büyük   sapık   ve istismar ağına ne yazık ki şahit olduk. Epstien’in ölüp ölmediğini bilemem (ama yine de   ben böyle nüfuzlu birinin öldüğüne   inananlardan değilim. Zira gardiyanların ne hikmetse o gece uyuya kalması,hiç olmayan kamera arızasının ne hikmetse o gece yaşanmasının yanı sıra Prens Andrew, Bill Clinton, Stephen Hawking, Trump, Bill Gates gibi dünyanın en güçlü adamlarının yakın dostu olması ve bunların kamera kayıtlarını elinde bulunduran birinin ölmüş olabileceği ihtimalini çok zayıf bulanlardanım.) ama geride modern ve belki de tüm insanlık tarihinin   sapkın   halkaların birleştiği bir “saadet zinciri” bıraktığı kesin. Böyle sapkın bir zincirin en baştaki halkasının,yani Epstien’in onur,namus veya vicdani sorumlulukla hareket edip kendini asmış olması çok da olası bir durum değil. On yılla...

2026 Yılı Dünya Savaşı yılı olur mu?

  Ne kadar çok silah üretilir ve satılırsa o silahların kullanılma ihtimalini o kadar yükseltir. 2026 Yılı Dünya Savaşı yılı olur mu? Bu günlerde yatıp kalkıp Amerika’nın İran’ı vuracağı, eğer vurursa savaşın bölgeye yayılmasının ihtimallerini konuşuyor ve analizlerde bulunuyoruz. Aslında bu yılın ilk ayında yaşanan ve görülen hırslar geçtiğimiz yılı aratacak bir takım gelişmelerin habercisi sayılabilir. Her ne kadar bazı analistlere göre bu yıl “polikriz” denilen birden fazla krizlerin aynı anda yaşanıp büyük bir kaotik dönem olacağını ön görseler de politik atraksiyonlar ve silahlanmalar bu yılın sadece “polikriz”le sınırlı kalmayacağı ihtimalini düşündürüyor. Mesela;Rusya'nın Ukrayna'daki ilerleyişi, durdurulamayışı   ve NATO sınırındaki hibrit tehditleri,Amerika’nın Netanyahu’nun telkiniyle eninde sonunda bir şekilde İran’a saldırma olasılığı, Çin’in Tayvan üzerinde gittikçe artan baskısı ve bu durumun Amerikalıları hareketlendirmesi, uzmanların "jeo-ekonomik...

Trump’ın gerçekte istediği nedir?

  Bir yerde petrol varsa oraya “demokrasinin” götürülmesi an meselesidir Trump’ın gerçekte istediği nedir? Bu aralar Trump’ın siyasi vandallığının saldırılarla ve baskınlarla sonuçlandığı ve hiçbir kurala tabi olmadan tüm bölgelerde sergilediği eşkıyalıkları çaresizce izliyor ve takip ediyoruz. İlk döneminde “önce Amerika” diye meydanlarda oy toplayı koltuğa oturan Trump bu dönemde de “Önce ben ve Amerika” diyerek sağa sola pervasızca saldırılarda ve tehditlerde bulunuyor ve “beni mutlu edin” diyerek tüm ülkelerden ticari siyasi hatta toprak olarak   tavizler   koparmaktan hiç çekinmiyor. AslındaTrump’ın politika ve susamışlık   olarak diğer Amerika’nın gerçek yöneticilerinin isteklerini yerine getiren diğer Başkanlardan çok farkı olmadığını, ama uygulamaya baktığınızda diğerlerine göre kapalı kapılar arkasında değil direk ekranlarda, dünya kamuoyunun önünde hesap yapan ve gizli ajandaları yüzeye çıkaran biri olarak diğer Başkanlardan farklı bir yönünün olduğ...

Suriye Kürtleri Ve 13 sayılı Kararname..

  Suriye Kürtleri Ve 13 sayılı Kararname.. Hepimiz Esad dönemi Suriye’sinde Kürtlere vatandaşlık haklarının verilmediğini duyarız, biliriz. Evet; 1962 yılında Haseke’de olağanüstü nüfus sayımı yapılmış ve o sayımda on binlerce Kürt, çeşitli gerekçelerle Suriye vatandaşı olarak kaydedilmemiştir. Sayım sonucunda da Kürtler üç gruba ayrılmıştır:   Vatandaş olanlar,   “Ajanib” (yabancı) olarak kaydedilenler,   Hiçbir kaydı olmayan “maktumin”ler. Sonuncusu çoğunlukta.. Yani Maktuminler..Yani resmî olarak “yok sayılan”, yani hiçbir nüfus kaydı bulunmayan kişiler;kimlik kartı alamazlar,okula resmî olarak kayıt yaptıramazlar,ev, arsa, araba satın alamazlar, resmi olarak evlenemez,seyahat edemezler,sağlık ve sosyal hizmetlerden yararlanamazlar vs vs.. Hafız Esad bu uygulamayı daha keskin bir şekilde devam ettirmiş ve kurumsallaşmıştır. Vatandaşlık hakkından mahrum bırakılan Kürtler;  r esmî kimlik belgesi alamamış, mülk edinme, seyahat, eğitim ve sağlık...